Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  Forumu AraArama  YardımYardım
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Bilgilendirme ve Mevzuat
 İzmir SMMMO Forumları : Bilgilendirme ve Mevzuat
Konu Konu: SÜRESİNDEN SONRA VERİLEN BEYANNAMELER Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Mesaj << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
mehmet.kuzu
Üye
Üye


Kayıt Tarihi: 28.Mayıs.2007
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 53
Gönderen: 11.Temmuz.2008 Saat 16:51 | Kayıtlı IP Alıntı mehmet.kuzu

Değerli Meslekdaşlarımız;

Mevzuatı izleme ve Değerlendirme Çalışma grubunun belirlediği konulardan biri olan "PİŞMANLIK HÜKÜMLERİNE GÖRE SÜRESİNDEN SONRA VERİLEN BEYANNAMELERDE UYGULANAN ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI" ile ilgili görüş ve önerilerizi "FORUM SAYFAMIZDA" beklemekteyiz.

       Siz değerli meslektaşlarımızın bu konu ile ilgili görüş ve önerileri değerlendirildikten sonra ilgili makamlara Odamızın görüşü olarak sunulacaktır. Katkılarınızdan dolayı şimdiden teşekkür ederiz.

 

Meslektaşlarımız çeşitli istem dışı nedenlerden beyannameleri süresi içerisinde veremiyebilirler. (Elektrik kesintisi, arıza v.b. nedenler) Bu sebeple de belki de ödenecek vergiden daha fazla tutarda özel usulsüzlük cezası ödemek durumunda kalabilmektedirler. V.U.K. Mükerrer 355. maddesi gereği 1. sınıf tüccarlar için; 1.490.--YTL. 2. sınıf tüccarlar için; 680.--YTL. Bu ceza ilgili beyanname verildiği anda e-beyanname sistemi tarafından otomatik olarak hesaplanmakta ve ceza ihbarnamesi de sistem tarafından kesilmektedir. Bundan sonra da mükellefin Dava açmak veya indirim talep etmek dışında da seçeneği kalmamaktadır. Süresinde herhangi bir nedenle verilemeyen beyanname, İdarece herhangi bir tespit olmaksızın yine elektronik ortamda V.U.K.'nun Pişmanlık ve ıslah hükümlerini düzenleyen 371. madesi gereğince ve söz konusu maddede sayılan bütün koşulları taşıyarak verilebilir. İdarece yapılmayan tespitlerin varlığının kabulü neticesinde, vergi alacağının bir an önce hazineye intikali amacıyla düzenlenen 371.nci maddede dahi mükellefin iyi niyetli davranması teşvik edilmiş ve ğişmanlık zammı dışında ceza alınmayacağı öngörülmüştür.

Burada sizce; V.U.K.'nun mükerrer 355. maddesi ile yine V.U.K.'nun 371.nci maddesi arasında kanunun ruhuna aykırılık yok mudur?

Yukarı Dön Göster mehmet.kuzu's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: mehmet.kuzu
 
seref.bakkallar
Üye
Üye


Kayıt Tarihi: 21.Ocak.2007
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 82
Gönderen: 11.Temmuz.2008 Saat 17:19 | Kayıtlı IP Alıntı seref.bakkallar

Burada böylesine meslektaşlarımızı ilgilendiren bir konunun görüşe açılması güzel bir şey.

Bu konu ile ilgili olarak benim kısaca görüşüm; İdarenin mükellefleri ve biz meslektaşlarımızı tereddütte bırakacak şekilde düzenlemeler yapmaktansa mükellefi ve meslektaşları kazanmak için VUK 371.nci maddesini uygulaması gerektiğini düşünüyorum.

Yukarı Dön Göster seref.bakkallar's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: seref.bakkallar
 
seyran.yildiz
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 02.Mart.2007
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 1
Gönderen: 11.Temmuz.2008 Saat 17:26 | Kayıtlı IP Alıntı seyran.yildiz

merhabalar,

Öncelikle böyle önemli bir konuda bu çalışmayı başlatmış olmanızdan dolayı tebrik ediyorum.

zaten biz meslek mensuplarına yüklenilen iş yükü azmış gibi bir de olası olabilme oranı yüksek olan kullanıcı hatasından kaynaklanan beyanname unutma veya bıtakım nedenlerle sisteme girişinin yapılamaması riski hepimizin üzerine ciddi cezai sorumluluk yüklemiştir. Yüklenilen cezaların tutarları çok yüksektir ve dediğiniz gibi sistem otomatik olarak hazineye para toplamak için hazırlanmıştır. Yakın bir zamanda resmi kurumda yaptığım bir görüşmede yetkili bir ağızdan aynen şunu duydum "yeni düzenlemeyle internetten verilemeyen beyannamelere getirilen cezalar çok yüksek neden buna itirazlarınız olmuyor meslek mensupları olarak" bunu cezayı uygulamaya yetkılı kişiler söylerken onlar bile böylesi bir hatanın alacağı ceza rakamını yüksek bulurken bizlerin duruma sessız kalmamız kendımızı savunma eksikliğimiz olarak geliyordu ama şimdi bu çalışmayla umarım sesimiz gereken yerlere duyurulur ve gereken yapılır. Tesekkür ediyorum

Yukarı Dön Göster seyran.yildiz's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: seyran.yildiz
 
mustafa.yilmaz
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 15.Ocak.2007
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 320
Gönderen: 12.Temmuz.2008 Saat 12:20 | Kayıtlı IP Alıntı mustafa.yilmaz

Sayın KUZU,

      Mesleğimizin icrası sırasında yaşadığımız önemli bir sorunu ele almışsınız. Bu nedenle sizi tebrik ediyorum....

      Bu konu ile ilgili V.U.K kendi içinde çelişiyor.  Tek bir fiili iki ayrı “Usulsüzlük” cezasının kesilmesinin gerek 352.Madde gerekse Mük. 355.Maddelerinin “Ruhuna” aykırı. Ayrıca VUK 336.maddede ise bu işlemlerle beraber ele alınmalı. Buradada tek bir cezanın kesilebileceği belirtilmektedir... 

        Çalışmalarda bu maddelerdeki çelişkilerinde dikkate alınması gerekmektedir.

 

saygılarımla,

Mustafa YILMAZ

www.mustafayilmaz.com.tr

 

 

Yukarı Dön Göster mustafa.yilmaz's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: mustafa.yilmaz
 
yalcin.onder
Üye
Üye


Kayıt Tarihi: 27.Mart.2007
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 40
Gönderen: 15.Temmuz.2008 Saat 17:27 | Kayıtlı IP Alıntı yalcin.onder

Değerli Meslektaşlar,

 

 

Vergi Ceza Hukuku özel ilgi alanım olmasından kaynaklanarak, çok sayıda meslektaşımdan gelen soru(y/n)a çözüm için komitenin başlattığı çalışmayı çok yerinde ve çok doğru bir tespit olarak değerlendiriyor ve komiteye de yardımcı olmak istiyorum.

Aynı konuda İstanbul SMMMO’nın hazırladığı ve web sitesinde http://archive.ismmmo.org.tr/docs/ya/GecVerilene-BeyannameCe zaAciklama.doc adresinde yayımladığı raporu ve dava dilekçesi örneğini de çok zayıf buluyorum.

 

İdarenin de özel usulsüzlük ve usulsüzlük cezalarından kolaylıkla ve hemen vazgeçmek isteyeceğini de pek sanmıyorum. Vergi Usul Kanununun yeniden yazım sürecine odalarımızın ve TÜRMOB’un müdahil olarak yapacağı katkılar sürecinde Özel Usulsüzlük Cezalarının ve e@beyanname hukukunun tüm boyutları ile ayrıca değerlendirilmesine yönelik şimdiden daha güçlü bir çalışmanın ve tartışmanın başlatılmasını öneriyorum. 

 

Ancak, bugün için kanuni süresinden sonra elektronik ortamda pişmanlık ve ıslah hükümlerine göre verilen beyannameler için VUK’nun mükerrer 355/1. hükmünce (madde metninde pişmanlıkla verilenler hakkında bir düzenleme olmamasına rağmen) kesilen Özel Usulsüzlük Cezaları yetki gaspı başta olmak üzere pek çok açıdan hukuka aykırılık taşımaktadır.

 

Yargı yani, Vergi Mahkemeleri ve Bölge İdare Mahkemeleri ise, bu fiilleri ceza hukukundaki suç kavramıyla değil de idare hukukundaki disiplin suçu gibi değerlendirerek hatalı kararlar vermektedir.

 

 

En basitinden 63 seri nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin ikinci paragrafında ;

“Buna göre, pişmanlık ve islâh hükmüne müsteniden verilen beyannamenin vaktinde verilmiş sayılması gerekmektedir. Bu itibarla mükelleflerin Vergi Kanunlarında yazılı beyanname verme süresiyle ek sürenin geçmesinden sonra Vergi Usul Kanununun 371 inci maddesi hükmüne göre vaki pişmanlık ve islâh taleplerinin kabulü halinde re'sen takdir ve usulsüzlük hükümlerinin uygulanmaması ve tahakkuk fişiyle tarh ve tahakkuk ettirilecek vergiye, yalnız anılan maddeye göre hesaplanacak % 2 zam uygulanmasiyle iktifa olunması icabetmektedir.”

 

 

Bu düzenlemeler, VUK’nun 371. maddesince pişmanlık hükümleri uyarınca verilen kanuni süresinden sonra verilen beyannameler için de uygulanması aynı zamanda idarenin yetkisini saptırma yoluyla yetki (görev, fonksiyon) gasbıdır.

 

 

Bunların nedenlerini ve sonuçlarını burada ayrıntılı ve hukuksal olarak uzun uzun tartışmak yerine, bana göre hukuka aykırı olan bu uygulamayı, kanuna değil ama, yine bana göre hukuka aykırı olan UZLAŞMA kapsamına alınması yönünde yönetmeliğin 2. maddesinin parantez içi hükmünde değişiklik yapılarak şimdilik çözülmesini öneriyorum.

 

 

Sonuçta iki yanlış birbirini götürdüğünde, doğru ortaya çıkmış olacaktır.

 

 

Çünkü, önerdiğim en kolay, en pratik ve en acil çözüm önerisidir.

 

Vergi kanunlarının hiçbir yerinde, Özel Usulsüzlük Cezalarının (usulsüzlükler de) Uzlaşma kapsamı dışında kaldığına ilişkin bir hüküm yoktur.

 

Tarhiyat sonrası uzlaşma yönetmeliğine parantez içi hüküm ile eklenmiştir.

 

Çok daha sonra vergi hukukumuza getirilmiş bulunan Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Yönetmeliği’nin kapsamına alınmış bulunan, Özel Usulsüzlük ve Usulsüzlük Cezalarının Tarhiyat sonrası uzlaşma yönetmeliğine göre kapsam dışı bırakılmasının makul mantıklı bir gerekçesi bulunabileceğini sanmıyorum.

 

Oysa vergilerin bile (3 kat kesilen vergi ziyaı cezalarının dışındaki) uzlaşma kapsamında olduğu düşünüldüğünde, şekle ilişkin nedenlerle vergi kayıp ve kaçağını önlemek amacıyla getirilmiş bulunan Özel Usulsüzlük ve Usulsüzlük Cezalarının tarhiyat sonrası uzlaşma yönetmeliğinin kapsamı dışında tutulması kabul edilemez.

 

Maliye Bakanlığı kanundan aldığı yetki sonucunda 03.02.1999 tarih ve 23600 sayılı Resmi Gazetede yayımladığı UZLAŞMA YÖNETMELİĞİ’nin Kapsam başlıklı 2. maddesinin parantez içi (usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları ile Kanunun 344 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca vergi ziyaı cezası kesilen tarhiyata ilişkin vergi ve ceza hariç) hükmünün;

 

aynı maddede yine Maliye Bakanlığınca yapılacak bir değişiklik ile,

 

Somut çözüm önerisi olarak,

 

Özel Usulsüzlük Cezalarının da; Tarhiyat öncesinde olduğu gibi, Tarhiyat Sonrasında da uzlaşma kapsamına alınması yolunda yönetmelik değişikliği öneriyorum.

 

Özel Usulsüzlük Cezalarının düzenlemenin aynen, aynı tarih ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış bulunan Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Yönetmeliği’nin Kapsam başlıklı 2. maddesinin parantez içi hükmünde olduğu gibi (Kanunun 344 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca vergi ziyaı cezası kesilen tarhiyata ilişkin vergi ve ceza hariç) şeklinde düzenlenmesini;

 

 

Maliye Bakanlığı’na hukukta, kanunilik, eşitlik ve adalet ile cezalarda ölçülülük ilkeleri yönünden samimi bir biçimde değerlendirilerek yönetmelik değişikliği yoluyla uyum sağlanabilir.

 

Söz konusu hazırlanacak rapor bu yönü ile daha da geliştirilebilir.

 

Önerdiğim yönetmelik değişikliği gerçekleşinceye kadar, meslektaşlarıma Özel Usulsüzlük ve Usulsüzlük Cezalarını içeren ihbarnameler için Tarhiyat sonrası uzlaşma talep etmelerini ve doğal olarak talepleri reddedilenlerin ise, ret işleminin iptali için iptal davası açılmasını öneriyorum.

Konuya ilişkin örnek bir Danıştay Kararını da aşağıda görüşlerinize sunuyorum.

 

İzmir SMMM Odası Üyesi

Yalçın ÖNDER

15.07.2008

 



Düzenleyen yalcin.onder - 15.Temmuz.2008 Saat 18:17
Yukarı Dön Göster yalcin.onder's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: yalcin.onder
 
yalcin.onder
Üye
Üye


Kayıt Tarihi: 27.Mart.2007
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 40
Gönderen: 15.Temmuz.2008 Saat 17:52 | Kayıtlı IP Alıntı yalcin.onder

 

 

Dairesi

Karar Yılı

Karar No

Esas Yılı

Esas No

Karar Tarihi

DÖRDÜNCÜ DAİRE

1989

3724

1987

2410

27/10/1989

KARAR METNİ

 

ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASININ UZLAŞMA KAPSAMINDA OLMADIĞI YOLUNDA AÇIK BİR HÜKÜM BULUNMADIĞINDAN VERGİ ASLI VE BAĞLI CEZALARLA BİRLİKTE ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASINA DA UZLAŞMA TALEBİNDE BULUNULMUŞ OLMASI KARŞISINDA 213 SAYILI KANUNUN UZLAŞMA İLE İLGİLİ EK 7. MADDESİNDE ÖNGÖRÜLEN 15 GÜNLÜK DAVA AÇMA SÜRESİNİN ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI İÇİN GEÇERLİ OLDUĞUNUN KABULÜ GEREKECEĞİ HK.<


Uyuşmazlık; yem ve hububat alım satımı ile hırdavat ticaretiyle uğraşan yükümlünün 1984 takvim yılı işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen rapora dayanılarak re'sen salınan gelir vergisi ve gelir (stopaj) vergisi ile kesilen kaçakçılık ve özel usulsüzlük cezasını; vergide isabetsizlik bulunmadığı, tarhiyatlara uygulanan kaçakçılık cezasında ise olayın özelliği gözönüne alındığında kanuna aykırılık görülmediği gerekçesiyle değişiklikle onayan Vergi Mahkemesi kararının bozulması talebine ilişkindir.

Taraflarca vergi asılları ile kaçakçılık cezasına karşı ileri sürülen iddialar, mahkeme kararının dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.


Özel usulsüzlük cezasına gelince; 213 sayılı Vergi Usul Kanununa 205 sayılı Kanunun 22.maddesiyle eklenen uzlaşmaya ilişkin Ek 1, Ek 2, Ek 5 ve Ek 7.maddelerin birlikte incelenmesinden, özel usulsüzlük cezalarının uzlaşma kapsamında yer alıp almadığı hususunda kesin bir hüküm bulunmadığı cihetle yoruma açık olan bu gibi hallerde, idarelerin kendilerine yapılan başvuruları bir an önce inceleyerek sonuçlandırmak suretiyle ilgililerin dava açma haklarını gecikmeler nedeniyle engellememeleri zorunlu bulunmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, yükümlünün inceleme raporuna dayanılarak adına re'sen tarholunan kaçakçılık cezalı Vergilerle birlikte, kesilen özel usulsüzlük cezasına karşı da 24.4.1986 gününde uzlaşma komisyonuna başvurduğu, uzlaşma komisyonunca yükümlünün uzlaşma isteminde bulunduğu vergi ve cezaların uzlaşma kapsamında olup olmadığı hususunun öncelikle incelenerek bu konuda bir karar vermesi gerekirken, bu zorunluluğa uymaksızın yükümlü başvurusunun bekletilerek özel usulsüzlük cezasına karşı dava açma süresinin geçmesinden sonra uzlaşma için tayin edilen 9.5.1986 gününde özel usulsüzlük cezasının uzlaşma kapsamına
girmediği yönünde, diğer vergi ve cezalar içinse uzlaşmanın sağlanamadığı belirtilerek karar verdiği anlaşılmaktadır.


Bu durum ise, idarenin geç işlemesi sonucu yükümlünün dava açma hakkından mahrum kalmasına sebebiyet verdiğinden yasal düzenlemeye uygun değildir. Kaldı ki, uzlaşma müessesesine açıklık getirmek amacıyla yayınlanan 134 seri nolu Genel Tebliğde, uzlaşma müessesesinin konuluş amaçları ve uygulamaya işlerlik kazandırılmasına yönelik esaslar belirtilerek, uzlaşma taleplerinin uzlaşma komisyonlarınca azami dikkat gösterilerek kısa sürede incelenmesinin öngörüldüğü, hatta uzlaşma talebinin önce kabul edilip daha sonra süre veya komisyonun yetkisi içinde bulunmadığı gibi gerekçelerle reddi yerine talebin uzlaşmaya alınması ve uzlaşılamadığının tutanakla tespitinin öngörülmüş olması, mükellefler uzlaşmayla ilgili Ek 7. maddede öngörülen ek süreden faydalanma hakkını vererek kaybolan haklarının iadesinin sağlanmasını amaçlamaktadır. Uzlaşma komisyonun Maliye ve Gümrük Bakanlığının bu konudaki genel tebliğine uymaması, idarenin kendi içindeki hiyerarşik düzenine aykırı olduğu gibi, düzene güven duyarak başvuruda bulunan yükümlülerin yasal haklarını kaybettirici nitelikte olduğu da kuşkusuzdur.

Bu nedenlerle özel usulsüzlük cezasının uzlaşma kapsamında olmadığı yolunda açık bir hüküm bulunmadığından, vergi aslı ve bağlı cezalarla birlikte özel usulsüzlük cezasına da uzlaşma talebinde bulunulmuş olması karşısında, Ek 7.maddede öngörülen 15 günlük dava açma süresinin özel usulsüzlük cezası içinde geçerli olduğunun kabulü gerekeceğinden, vergi mahkemesince özel usulsüzlük cezasına karşı davanın süresinde açılmadığından bahisle incelenmeksizin reddinde isabet görülmemiştir.


2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 2.fıkrası uyarınca özel usulsüzlük cezasına ilişkin uyuşmazlığın esasının incelenmesi sonucunda; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 353/1.maddesinde, 232,234,235 ve 236.maddeler gereğince verilmesi ve alınması icap ed en fatura, gider pusulası ve müstahsil makbuzu ile serbest meslek makbuzunu vermeyen ve almayanlardan her birine, her fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu ve serbest meslek için beşyüz liradan aşağı olmamak üzere bu vesikalara yazılması gereken meblağın yüzde üçü nisbetinde usulsüzlük cezası kesileceği ve bir takvim yılı içinde her bir belge nev'ine ilişkin olarak tespit olunan yukarıda yazılı usulsüzlük için kesilecek cezanın toplamının 500.000 lirayı geçemeyeceği hükmüne yer verilmiştir.


Madde metninin bir bütün olarak değerlendirilmesinden anlaşılacağı üzere, bu madde uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilebilmesi için öncelikle maddede sayılan belgelerin verilmediğinin ve alınmadığının belirlenmesi ve bu belgeleri vermeyen ve almayanların saptandığına ilişkin
hukuken geçerli bir tespitin mevcut olması gerekmektedir.

Uyuşmazlık konusu olayda ise böyle somut bir tespit mevcut olmayıp inceleme elemanınca yapılan envanter incelenmesi sonucu bulunan farkların belgesiz alınıp satıldığı kabul edilmek suretiyle kanaate dayalı olarak belge düzenlenmediği sonucuna ulaşılmak suretiyle özel usulsüzlük cezası kesilmiş bulunmaktadır.

Bu itibarla, özel usulsüzlük cezası kesilmesini öngören ve bu cezanın kesilmesine dair koşullar düzenleyen yasa hükmünde belirtilen unsurlar uyuşmazlık konusu olayda bir arada gerçekleşmemiş bulunduğundan, bu durumda ise idari cezalar için de geçerli olan "cezayı gerektiren fiilin tüm unsurları tamam olmadan failin cezalandırılamayacağı" yolundaki genel ceza hukuku ilkesinin varsayım ya da kıyas ile ceza tayinine olanak tanımaması yönünden, yükümlü adına kesilen özel usulsüzlük cezasının usul ve yasaya uygun olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle vergi dairesi temyiz isteminin reddine, yükümlü temyiz isteminin gelir vergisi, gelir (stopaj) vergisi ve kaçakçılık cezası yönünden reddine, özel usulsüzlük cezası yönünden kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının özel usulsüzlük cezası yönünden bozulmasına,
yükümlü adına kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına, karar verildi.

AZLIK OYU:
Temyize konu kararın, özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının yerinde olduğu, yanlış mercie müracaatın işlemeye başlayan dava açma süresini kesemeyeceği görüşüyle çoğunluk kararının bu kısmına karşıyım.
AZLIK OYU:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94.maddesinin 2574 sayılı Kanunla değişik 12 numaralı bendinde, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur ticaret erbabının çiftçilerden aldıkları zırai mahsullerin alış bedeli üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapmaya mecbur oldukları belirtilmiştir. Kanun, ticaret erbabının tüccardan satın aldığı zırai mahsul bedeli üzerinden vergi tevkifini öngörmemiştir.
Davacının bir kısım mahsullerin alımı nedeniyle yaptığı ödemeler için aldığı faturalar, zırai mahsul alım satımı yapmak üzere vergi dairesine mükellefiyet kaydını yaptırıp adına fatura bastırmış ve noterden tasdik ettirilmiş kişiler tarafından düzenlenmiştir. Fatura nizamı yönünden, bu belgeler kanuna ve usule uygundur. Bu kişilerin inceleme elemanınca, fatura muhteviyatı malların aslında üreticiye ait olduğu, kendilerine sadece bu mahsuller için fatura düzenledikleri, mal alıp satmadıkları yolundaki beyanları söz konusu alışların münhasıran müstahsilden yapıldığı" ortaya koymamaktadır. Bu konuda fatura düzenleyenlerin beyanı dışında hiçbir tesbit inceleme raporunda yer almamıştır.


Söz konusu faturalar, müstahsilden mal alıp davacıya satan ticaret erbabı tarafından kullanılmış olabileceği gibi, faturayı düzenleyenlerin, müstahsille anlaşarak mahsulü kendi malı gibi, davacıya satmış olması da mümkündür. Davacıya mal getiren ve fatura düzenleyen kişiler
gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduklarına, mal bedeli karşılığında kanuna ve usule uygun olarak düzenlenmiş fatura kestiklerine ve faturalarda görülen miktarda mahsulün doğrudan müstahsilden alındığını gösterir yeterli tesbit de bulunmadığına göre, söz konusu mahsulün
müstahsilden alınmış olabileceği varsayımına ve noksan incelemeye dayanılarak yapılan gelir (stopaj) vergisi tarhiyatının terkini gerekmektedir.

Bu nedenle mahkeme kararının gelir (stopaj) vergisi yönünden de bozulması gerektiği görüşüyle kararın bu konuya ilişkin bölümüne karşıyım. BŞ/YÖ

Yukarı Dön Göster yalcin.onder's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: yalcin.onder
 
metin.aksoy
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12.Temmuz.2005
Ülke: Turkiye
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 272
Gönderen: 16.Temmuz.2008 Saat 09:27 | Kayıtlı IP Alıntı metin.aksoy

Sayın Önder,

Konuya yaklaşımınız gerçekten ilginç, özellikle kısa dönemde sonuç alınması açısından yasanın değiştirilmesine çalışmak yerine Bir tebliğ ile konunun uzlaşma kapsamına alınmasını önermek kabul görebilir.

Konuya ilgili diğer arkadaşlarımızın da görüşleri alındıktan sonra hazırlayacağımız raporu Türmob aracılığıyla Maliye Bakanlığına sunacağız.

 

 

 

 

 



__________________
Metin Aksoy
S.M. Mali Müşavir
Yukarı Dön Göster metin.aksoy's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: metin.aksoy
 
onursal.tastan
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 11.Ocak.2007
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 23
Gönderen: 16.Temmuz.2008 Saat 12:03 | Kayıtlı IP Alıntı onursal.tastan

Bu konu Gaziantep odasının forumunda yoğun bir şekilde tartışıldı, değerlendirildi. Konuya Sn. Yalçın Önder de önemli katkılarda bulundu. Gerek bu konuda gerekse de mevzuatla ilgili pek çok konuda Sn. Önder'in önemli çalışmaları ve değerlendirmeleri olduğunu yakından biliyorum. Bu anlamda Sn. Önder'in komitemiz çalışmalarına önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum.

Sn. Aksoy, eğer kendisi de uygun görürse Sn. Önder'in de komitemize katılmasını öneriyorum. Ne dersiniz?

 

Konu: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?  (Okunma Sayısı 673 defa)
Aylin ASLAN
Gümüş Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 306


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« : Mayıs 15, 2008, 10:41:09 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla


Merhaba,

Müşterimin 03/2008 dönemine ilişkin KDV beyannamesini, hiç olmayacak şekilde unuttum.

Farkettiğim gün, beyannamemi, e-beyandan ilgili seçenekleri kullanarak tahakkuk ettirdim. VUK ilgili maddeleri gereğince süresinde

verilmeyen beyanname için 80x2 =160 YTL ve yine VUK.Mükerrer 355.madde gereğince de 1490.-YTL /4 =352 YTL ceza ile yüzyüze

kaldım. İndirimlerden 160.-YTL olan için internet ortamında talep ettim. Diğeri için de indirim talebinde bulunmak üzere bugün vergi

dairesine gittim. Yardımcı olan memur, bu ceza sizinle ilgili değil internet ortamında beyanname yollaması gerekenlerin posta yolunu

tercih etmesi nedeniyle uygulanacak cezadır dedi.  Şef, müdahale edip cezayı ödemeniz gerekiyor dedi. Eskiden dava açıp kazanıyorlardı

ama artık ilgili maddeye ekleme yapıldığı için yasa gereği uygulanıyor dedi. Yasal olduğunu bildiğimi ancak haksız bir uygulama olduğunu

söyledim. Şef;

"-Ne yapalım? O zaman, bağlı olduğunuz meslek odalarınız, anayasa mahkemesine iptal davası açsalardı." dedi.


...

Bu konuda, bundan sonra umut var mı ve gelecek görüyor musunuz?

Sorunlarımız çözülsün diye türlü zorluklara katlanarak seçimlere gelip oyumuzu kullanıyoruz. Artık ciddi anlamda tüm mesleki sorunlarımıza

çözüm bulunmalı ve bu iki sene içinde yine birşey değişmezse; ben yine oy kullanacağım ama oyumun rengi değişecek, bu böyle biline.



Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla,

SMMM Aylin ASLAN
R.Sema Sinangil
Altın Üye
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 1.893


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Online
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #1 : Mayıs 15, 2008, 11:04:25 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Sayın Aylin Aslan,

ANAYASA MAHKEMESİNDE İPTAL DAVASI
Kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün veya bunların belirli madde ve hükümlerinin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde iptal davası açabilme hakkı, Cumhurbaşkanına, iktidar ve anamuhalefet partisi Meclis grupları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyelere aittir. İktidarda birden fazla siyasi partinin bulunması halinde, iktidar partilerinin dava açma hakkını en fazla üyeye sahip olan parti kullanır (Anayasa, Madde 150, 2949 sayılı Yasa, Madde 20 ).İTİRAZ BAŞVURULARI
Bir davaya bakmakta olan mahkeme:
1- O dava sebebiyle uygulanacak bir kanun veya kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse, bu yoldaki gerekçeli kararı; veya,
2- Taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa tarafların bu konudaki iddia ve savunmalarını ve kendisini bu kanıya götüren görüşünü açıklayan kararı;
Dosya muhtevasını mahkemece bu konu ile ilgili görülen belgelerin tasdikli örnekleri ile birlikte Anayasa Mahkemesi Başkanlığına gönderir (Anayasa 152, 2949 sayılı Yasa, Madde 28).
SONUÇ OLARAK ODA ANCAK CHP SAYESİNDE BAŞVURABİLİRDİ
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla

SMMM R.Sema Sinangil-İstanbul
Öner ÖZBEK
Gümüş Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 404


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #2 : Mayıs 15, 2008, 13:25:54 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Evet, İSMMMO ya da TÜRMOB bunu CHP vasıtasıyla Anayasa Mahkemesine götürebilir, ya da odamız Danıştay'a dava açarak, -Danıştay'ın konuyu Anayasa Mahkemesine taşımasını sağlayarak- yasanın iptaline çalışabilirler. Ancak böyle şeylerle uğraşmıyorlar. Laikliği ve cumhuriyeti kurtarmak gibi daha önemli işleri var. O yüzden de bizim mesleki sorunlara sıra gelmiyor.

İstanbul odasının Meslekte Birlik Grubu, hiç olmazsa bu sıkıntıyı hükümete ileterek yasanın değiştirilmesini sağlayabilirler diye düşünüyorum, ancak onlar da bu tür sıkıntılarla ilgilenmiyorlar. Ve bizler sıkıntılarımızla başbaşa kalıyoruz.
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla,
Öner ÖZBEK - SMMM
İSTANBUL
Onursal TAŞTAN
Gümüş Üye
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 392


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Online
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #3 : Mayıs 15, 2008, 14:09:09 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Hazır konu açılmışken ben de bir şeyler söylemek isterim. TÜRMOB un uzunca bir süre genel başkanlığını yapmış olan Sn. Mustafa Özyürek'i bizim adımıza birşeyler yapmaya zorlamak lazım diye düşünüyorum.

Bir yığın sorunla, sıkıntıyla, angaryayla cebelleşiyoruz. Meslek gittikçe ve tamamen vergi ve maliye eksenli bir meslek haline dönüştürülmeye çalışılıyor. Gerek yasalardan kaynaklanan, gerekse de yasa dışı uygulamalardan kaynaklanan (yukarıda Aylin arkadaşımızın da belirttiği gibi) bir yığın sorun, sıkıntı ve engeller de bunun cabası.

Bir yerlerdeyken başka bir yerleri eleştirmek kolaydır. Şimdi bu işin en tepe noktalarından bir yerlerde olan kişiler geçmişteki söylemlerine sahip çıkmalı, bu söylemleri, eyleme ve uygulamaya yansıtmak için kendi gücü ve olanağınca gerekeni yapmalıdır. Geçmişte Sn. Masum Türker bu anlamda hükümetin (Bakanlık anlamında) başbakandan sonra en tepe noktasında olduğu halde pek bir varlık gösteremedi. Bizler açısından kazanç olabilecek bu durum ne yazıkki kayba dönüştü.

Bu anlamda bizler talepte bulunursak CHP, DSP (ve hatta DTP ve MHP. Bir de buna tek kişilik parti meslekdaşımız Kamer Genç ve Ufuk Uras) gerekli çoğunluğu toplayarak Anayasa mahkemesine kanunun iptali için dava açabilir.

Böylece Sn. Mustafa Özyürek de artık meslek adına söylem değil, eylem yapmış olur.

Moderatöre Bildir   85.103.23.92

İzmir'den dostça selamlar...

S.M.M.M. Onursal TAŞTAN
Nusret KURDOĞLU
Altın Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.198


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #4 : Mayıs 16, 2008, 08:32:40 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Günaydın,

Yani şimdi biraz durun, kafam karıştı..

Sn.Aslan bir beyannameyi vermeyi unuttu.

Süre geçtikten sonra fark edip gönderdi, doğallıkla bir ceza geldi.

İlgili vergi dairesi memuru, "bu cezayı getiren kuralın kaldırılması için meslek odalarınız Anayasa Mahkemesi'ne dava açsın" dedi..

Ve konu oradan dolaştı, nerelere geldi..

Kafamın karıştığı nokta şurada..

Bizim meslek odalarımızı "birşeyler yap" diye zorlamamız gereken onca sorun varken, bunları bırakıp, beyannameyi geç verme (herhalde burada pişmanlık ve öucz dır) cezasını kaldırtmak için mi uğraş vermelerini isteyeceğiz?

Ve olmazsa oyumuzu düşüneceğiz?

Her ne kadar Sn. Taştan konuyu biraz bu yana çekmiş ama, tam açmadığı için yukarıdaki gibi anlaşılabiliyor.



Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla
SMMM Nusret KURDOĞLU
Onursal TAŞTAN
Gümüş Üye
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 392


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Online
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #5 : Mayıs 16, 2008, 09:15:01 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Nusret hocam

Belirttiğiniz gibi konu başka bir yöne kaydı. KDV beyannamesinin geç verilmesinden dolayı bu durumda VUK nun bilgi vermekten çekinenlere uygulanacak ceza ile bağlantı kurulması akıl alacak bir şey değil. KDV beyannamesinin vergi kanunlarında yer alan "bilgi verme" kapsamı ile ne tür bir ilgisi ve bağlantısı vardır? bunu anlamak olası mıdır? (Hadi B formları, beyanname listeleri vs. vs. tamam da KDV beyannamesinin bununla ilintilendirmesini benim aklım ve mantığım almıyor.)

Bu nedenden dolayı belki biraz da konun dışına çıkarak bu tür düzenlemelerin yürürlükten kaldırılması adına bizler meslek örgütü olarak ne yapabiliriz diye düşünürken öteden beri kafamda oluşan bu düşünceleri beyan etme gereği duydum.

Yoksa elbette KDV beyannamesi geç verildi ise usulsüzlük cezası uygulanır, buna kimsenin itirazı yok. Ama bu cezaya bir de VUK Mük. 355. madde ile düzenlenen cezalar ekleniyorsa orada durmak lazım.

Bu konu bizleri doğrudan ilgilendirdiği için fikir ve çözüm üretmenin de bizlerin işi olduğunu düşünüyorum.

Sizce de öyle değil mi?
Moderatöre Bildir   88.242.88.252

İzmir'den dostça selamlar...

S.M.M.M. Onursal TAŞTAN
Nusret KURDOĞLU
Altın Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.198


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #6 : Mayıs 16, 2008, 09:30:11 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

"Mükerrer Madde 355

Kapsam

(4369 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle değişen madde) Bu Kanunun 86, 148, 149, 150, 256 ve 257 nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257 nci madde uyarınca getirilen zorunluluklara uymayan (Kamu idare ve müesseselerinde bilgi verme görevini yerine getirmeyen yöneticiler dahil); 1. Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında 100.000.000 lira, (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 1.490-YTL) 2. İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde tespit edilenler hakkında 50.000.000 lira, (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 680 -YTL) 3. Yukarıdaki bentlerde yazılı bulunanlar dışında kalanlar hakkında 25.000.000 lira, (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 01.01.2008'den itibaren 320 -YTL) Özel usulsüzlük cezası kesilir. Bu hükmün uygulanması için, bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılacak tebliğlerde bilginin verilmesi için tayin olunan sürede cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi veya defter ve belge ibrazı için tayin olunan süre ile defter ve belgelerin süresinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanunun ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Özel usulsüzlük cezası kesilmesine rağmen mecburiyetleri yerine getirmeyenlere yeniden süre verilerek bu mecburiyetleri yerine getirmeleri tebliğ olunur. Verilen sürede bu mecburiyetlerin yerine getirilmemesi halinde yukarıda yazılı özel usulsüzlük cezaları bir kat artırılarak uygulanır.(**) (5228 sayılı Kanunun 10'uncu maddesiyle eklenen fıkra) Tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymayan mükelleflerden her birine, her bir işlem için bu maddeye göre uygulanan cezalardan az olmamak üzere işleme konu tutarın % 5'i nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilir. Bu şekilde ceza kesilen mükellefler hakkında üçüncü fıkra hükmü uygulanmaz.

(5398 sayılı Kanunun 23'üncü maddesiyle eklenen fıkra Yürürlük; 21.07.2005) Elektronik ortamda beyanname verilmesi mecburiyetine uyulmaması halinde kesilmesi gereken özel usûlsüzlük cezası, beyannamenin kanuni süresinin sonundan başlayarak elektronik ortamda 15 gün içinde verilmesi halinde 1/4 oranında, bu sürenin dolmasını takip eden 15 gün içinde verilmesi halinde ise 1/2 oranında uygulanır.

Sayın Taştan,

2005 yılından bu yana Mük. 355 sadece bilgi vermeyle sınırlı değil.

e beyannamenin geç verilmesi bu madde kapsamında..

Yani olay, KDV - bilgi verme olayı değil.
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla
SMMM Nusret KURDOĞLU
Onursal TAŞTAN
Gümüş Üye
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 392


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Online
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #7 : Mayıs 16, 2008, 10:01:39 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Nusret hocam,

Maddede bahsedilen 86, 148, 149, 150, 256, 257 ve Mük.257 maddelerin hepsi bilgi verme, defter ve belge ibrazı ve yetki konularını içermektedir. Sadece Mük.257.maddenin 4. bendinde bu konu ile ilgiliymiş gibi düşünülebilecek şu hüküm mevcuttur.

--------------------

4 (5228 sayılı Kanunun 8 maddesiyle   değişen bent. Yür:31.7.2004) Bu Kanunun 149 uncu maddesine göre devamlı bilgi vermek zorunda olanlardan istenilen bilgiler ile vergi beyannameleri ve bildirimlerin, şifre, elektronik imza veya diğer güvenlik araçları konulmak suretiyle internet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında verilmesi, beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususlarında izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, beyanname, bildirim ve bilgilerin aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, bu zorunluluğu beyanname, bildirim veya bilgi çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya, (***) (5398 sayılı Kanunun 23/a maddesiyle eklenen ibare. Yür:21.7.2005) kanuni süresinden sonra kendiliğinden veya pişmanlık talepli olarak verilen beyannameler üzerine düzenlenen tahakkuk fişi ve/veya ihbarnameleri mükellefe, vergi sorumlusuna veya bunların elektronik ortamda beyanname gönderme yetkisi verdiği gerçek veya tüzel kişiye elektronik ortamda tebliğ etmeye ve buna ilişkin usûl ve esasları belirlemeye,

-------------------

Bu bentte yasal süresinden sonra verilecek beyannamelerden söz ediliyor. Ancak Mük.355.maddenin lafzına ve ruhuna dikkat ederseniz. Hep "bilgi verme" kapsamındaki bildirimlerden söz edilmekte veya buna atıfta bulunulmaktadır.

Öte yandan Mük.257.madde hangi beyannameler için süresinden sonra verildiği durumlarda özel usulsüzlük cezası uygulanacağı konusu açık, net ve belirgin değildir. Bu maddenin ve bu madde ile ilintili maddelerin yine ruhuna ve lafzına bakarsak konunun bilgi verme kapsamındaki beyannamelerde düğümlendiğini görürüz. Yani; Mük.257.madde (bana göre) KDV vb. beyannameleri kapsamıyor, B formu vs. gibi beyanname ve bildirimleri kapsıyor diye düşünüyorum.

Dolayısıyla Mük.257 ye dayanan Mük.355. maddenin de bu dayanağı (yine bana göre) aksak ve eksik kalıyor.
Moderatöre Bildir   88.242.88.252

İzmir'den dostça selamlar...

S.M.M.M. Onursal TAŞTAN
Onursal TAŞTAN
Gümüş Üye
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 392


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Online
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #8 : Mayıs 16, 2008, 10:05:03 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Bir de ek olarak;

VUK Mük.355. madde zaten kendi içinde çelişen bir maddedir. Bu kadar cezadan bahsediliyor ama; şu da deniyor.

"Bu hükmün uygulanması için, bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılacak tebliğlerde bilginin verilmesi için tayin olunan sürede  cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi veya defter ve belge ibrazı için tayin olunan süre ile defter ve belgelerin süresinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanunun ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesi şarttır."

E bu durumda ya maddede ya da bunun uygulanmasında ve yorumunda bir hata var. Bu da önemli bir hatadır.

Moderatöre Bildir   88.242.88.252

İzmir'den dostça selamlar...

S.M.M.M. Onursal TAŞTAN
Aylin ASLAN
Gümüş Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 306


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #9 : Mayıs 16, 2008, 10:09:42 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Sayın Kurdoğlu,

Beyanname, süresi içinde verilmediği için Özel Usulsüzlük cezası uygulanıyor; bundan yana sıkıntımız yok. Ancak ikinci bir özel usulsüzlük

cezası var ki, bundan çoğu meslektaş  -hatta başına gelen meslektaş- sıkıntı duymakta. Çünkü ilk defa, internetten verilme zorunluluğu

getirilen beyannameler için posta kanalı uygulaması halinde bir yaptırım olarak karşımıza çıktı. Şu an kağıt ortamında verilen beyanname

belki de hiç yok artık. Dolayısıyla idare, bu konuda açılan davaları kaybedince, yukarıda sizin de kırmızı renkle belirttiğiniz bölüm ile

yasadaki boşluk dolduruldu ve idare işin kolayına kaçmış oldu bence. Doğduğu günde kalmış, dolayısıyla güncellenmesi, düzeltilmesi

gereken bir durum bence.

Şimdi durum böyle olunca; ödemesi çıkmayan dolayısıyla vergi kaybına neden olmayan vergi yükümlüleri için haksız bir uygulama oluyor.

Haydi insani bir durum olan unutma halini geçerli saymayalım. Pekiyi... Ben hasta idim, kalp krizi geçirdim veya öldüm veya başka bir

durum nedeniyle beyannameyi veremedik. Bu durumda da bu 1490.-YTL lik ceza karşımıza çıkıyor.

Tekrar düşünelim, vergi kaybına neden olmayan bir beyannameyi süresi içinde vermeme cezası = 160.-YTL ve 1.490.-YTL... 160YTL

kabul ancak 1490.- YTL  (1/4,1/2 ve tam) uygulamasına HAYIR.

Bu arada önemli bir ayrıntıyı da atlamayalım. Bu ceza, her ne kadar vergi yükümlüsü adına verilse de, beyannameleri bizler meslek

mensubu sıfatıyla veriyoruz. Belli bir sorumluluğun altındayız zaten. Kişisel kinimiz, işi savsaklamak gibi bir durum olmayacağına göre biz

idare tarafından cezalandırılıyoruz. Mükellef, vergi yasalarına yeterince nüfuz edemediği için böyle bir durum yaşayıp belki itiraz hakkını

kullanabilirdi ama bizim itiraz hakkımız yok ne yazık ki.

Benim dileğim; yasa, haksız bir biçimde uygulanmasın. Bunun çözümünün de bizleri temsil eden tek ses olması gereken odalarımızın

olduğunu düşünüyorum.
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla,

SMMM Aylin ASLAN
Nusret KURDOĞLU
Altın Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.198


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #10 : Mayıs 16, 2008, 11:21:56 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

"Bu hükmün uygulanması için, bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılacak tebliğlerde bilginin verilmesi için tayin olunan sürede cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi veya defter ve belge ibrazı için tayin olunan süre ile defter ve belgelerin süresinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanunun ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesi şarttır."

Sayın Taştan,

Yukarıdaki bölüm, sadece içinde bulunduğu fıkra ile ilgili bir koşul..

Eklenen fıkra ile bir bağlantısı yok.

Eğer bu bölümün tüm Mük.355 ile bağlantısı olması istenseydi, ayrı bir fıkra olarak madde içinde yer alırdı.

Eklenen fıkra ise, bilgi vermeden bağımsız bir fıkra ve  gecikmeli olarak verilen beyannamelerle ilgili durumu düzenliyor.

Kısaca maddenin girişinde sayılan ve bilgi vermeyle bağlantılı olan bölümle eklenen fıkranın, üst numaranın ortaklığı dışında bağı yok.

Sayın Aslan,

Cezaların azlığı çokluğu ayrı bir konu..

Ama ortada süresinde verilmeyen bir beyanname varsa, bunun bir yaptırımı da var doğallıkla..

Bu gecikme müşteriden kaynaklanıyorsa, ceza elbette onu ilgilendirir.

Ama bizden kaynaklanıyorsa, yapacak bir şey yok, yıllardır kendi hatamızın yaptırımını karşılıyoruz zaten..




Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla
SMMM Nusret KURDOĞLU
Onursal TAŞTAN
Gümüş Üye
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 392


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Online
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #11 : Mayıs 16, 2008, 11:53:03 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Sn. Kurdoğlu;

Bir kanun maddesinin içinde yazılı cümle, kelime, nokta, virgül vs. vs. o maddenin lafzında, yorumunda o maddeyi bağlayan, onu biçimlendiren, anlamlandıran, tamamlayan bir unsurdur diye biliyorum ben.

Mük.355 e sonradan eklenen hükme rağmen bu bent maddedeki yerini korumuşsa o maddedeki diğer hükümler de bu bende bir haliyle bağlı, bu bent de maddedeki diğer hükümlere bağlıdır diye düşünüyorum.

Bu bent hükmünden dolayı VUK Mük.355. madde ile ilgili pek çok cezanın yargı tarafından iptal edildiğini, yersiz bulunduğunu siz de çok iyi biliyorsunuz.

Mük. 257 dolayısıyla Mük.355 e sonradan (2005 de) yapılan eklemeler dolayısıyla da sanıyorum yargı kararları mevcut.

Şimdi bir kaç tane geçicim kaldı. Onları gönderdikten sonra bu yargı kararlarının peşine düşerim.


Moderatöre Bildir   85.103.23.92

İzmir'den dostça selamlar...

S.M.M.M. Onursal TAŞTAN
Nusret KURDOĞLU
Altın Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.198


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #12 : Mayıs 16, 2008, 12:40:43 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Sayın Taştan,

Yasa maddeleri bazen tek fıkradan, bazen çok fıkradan oluşur.

Hatta bu fıkraların altında da bentler ve alt bentler bulunabilir.

Bu durumda her fıkra ayrı bir hüküm ifade eder.

Bir fıkranın içerisinde yer alan "bu hüküm" ya da "bu hükmün" ifadeleri, içinde bulunduğu fıkra hükmü ile ilgilidir.

Maddenin genelini ifade edebilmesi için ya maddenin girişinde, ya da sonunda yer alır ve genellikle "bu maddenin" ifadesini taşır.

Konuya bu gözle bakılırsa, durum daha açık görülebilir.

Sizin sözünü ettiğiniz kararlar da (ki son zamanlarda ben de bunları oldukça sık kullandım) genellikle Ba Bs formlarının gönderilmemesinden doğan olaylarda bu olayın bilgi vermeyle ilgili olduğu noktasındaki kararlardır, ki buna bende katılıyorum.

Ama beyannamenin geç verilmesiyle ilgili bir konunun bilgi verme olayıyla zaten ilgisi yok, ve bu durum w beyanname konusunda ayrı bir fıkrayla düzenlenmiş durumda..
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla
SMMM Nusret KURDOĞLU
Aylin ASLAN
Gümüş Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 306


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #13 : Mayıs 16, 2008, 13:34:10 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla


Sayın Kurdoğlu,

Evet, süresinde verilmeyen beyannamenin şu an yürürlükte olan yasalara göre cezası, iki tane. Diyoruz ki, bu ceza bire indirilsin.

Çünkü ikincisinin uygulanması hatalı. Ben beyannamemi elde düzenleyip, tahakkuk işlemi için posta kanalını kullanmış olsaydım o zaman

tamam. İdare, bu cezayı uygulamakta haklı olacaktı. Böyle bir durum yok ki.

Yanlış anlaşılmasın, -benim ilk defa başıma gelen- bu duruma isyan etmiyorum. Sadece düzeltilmesini diliyorum.

Yoksa elbette hatalarımızın sonucuna katlanacağız. Hata kimden kaynaklanıyorsa elbette yaptırımını da o yüklenmeli.
Sayın meslektaşlarım, lütfen o kırmızı ile işaretlenen bölümü iyi yorumlayalım.

Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla,

SMMM Aylin ASLAN
Onursal TAŞTAN
Gümüş Üye
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 392


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Online
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #14 : Mayıs 16, 2008, 15:32:10 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Konu fazla uzadı galiba ama; (umarım) son bir şey daha belirtmek isterim.

1 - Öteden beri uygulanan VUK 352/I-1. maddesi ve maddeye paralel olarak çıkarılan 378 seri nolu VUK tebliği ile vergi beyannamelerinin süresinde verilmemesi 1. derceden usulsüzlük sayılmakta ve buna göre cezalandırılmaktadır.

2 - VUK da bırakın beyannameleri elden vermeyi posta ile gönderme ile ilgili hüküm (170.md.) dahi halen yürürlüktedir.

3 - VUK Mük.355. madde lafzı ile, ruhu ile, dayanakları ve gerekçeleri ile bilgi verme kapsamındaki bildirim ve beyannamelere hangi şartlarda ceza uygulanacağını düzenlemektedir. Bu kapsam dışındaki beyannamelerle ilgili açık ve net hüküm Mük.355. maddede mevcut değildir.

ve 4 -

MÜKERRER MADDE 355— (4369 sayılı Kanun’nun 13’üncü maddesi ile değiştirilen şekli. Yürürlük: 29.7.1998) (378 No’lu VUK Genel Tebliğiyle değiştirilen ceza miktarları kanuni miktarının yanına koyu yazılmıştır. Yürürlük: 1.1.2008) Bu Kanunun 86, 148, 149, 150, 256 ve  257 nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile  mükerrer 257 nci madde uyarınca getirilen zorunluluklara uymayan ( Kamu idare ve müesseselerinde bilgi verme görevini yerine getirmeyen yöneticiler dahil);

1. Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında 100.000.000.-  (1.490) YTL

2. İkinci sınıf tüccarlar , defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde tespit edilenler hakkında 50.000.000.-  (680)YTL ,

3. Yukarıdaki bentlerde yazılı bulunanlar dışında kalanlar hakkında 25.000.000.-  (320)YTL ,

Özel usulsüzlük cezası kesilir.

Bu hükmün uygulanması için, bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılacak tebliğlerde bilginin verilmesi için tayin olunan sürede  cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi veya defter ve belge ibrazı için tayin olunan süre ile defter ve belgelerin süresinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanunun ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesi şarttır.[/b]

Bu hükmün  mük.355 in bir fıkrasını veya bir kısmını değil, tümünü bağladığı apaçık ortadadır.




Moderatöre Bildir   85.103.23.92

İzmir'den dostça selamlar...

S.M.M.M. Onursal TAŞTAN
Nusret KURDOĞLU
Altın Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.198


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #15 : Mayıs 16, 2008, 23:10:23 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

"Mükerrer Madde 355

Kapsam

(4369 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle değişen madde) Bu Kanunun 86, 148, 149, 150, 256 ve 257 nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257 nci madde uyarınca getirilen zorunluluklara uymayan (Kamu idare ve müesseselerinde bilgi verme görevini yerine getirmeyen yöneticiler dahil); 1. Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında 100.000.000 lira, (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 1.490-YTL) 2. İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde tespit edilenler hakkında 50.000.000 lira, (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 680 -YTL) 3. Yukarıdaki bentlerde yazılı bulunanlar dışında kalanlar hakkında 25.000.000 lira, (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 01.01.2008'den itibaren 320 -YTL) Özel usulsüzlük cezası kesilir. Bu hükmün uygulanması için, bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılacak tebliğlerde bilginin verilmesi için tayin olunan sürede cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi veya defter ve belge ibrazı için tayin olunan süre ile defter ve belgelerin süresinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanunun ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Özel usulsüzlük cezası kesilmesine rağmen mecburiyetleri yerine getirmeyenlere yeniden süre verilerek bu mecburiyetleri yerine getirmeleri tebliğ olunur. Verilen sürede bu mecburiyetlerin yerine getirilmemesi halinde yukarıda yazılı özel usulsüzlük cezaları bir kat artırılarak uygulanır.(**) (5228 sayılı Kanunun 10'uncu maddesiyle eklenen fıkra) Tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymayan mükelleflerden her birine, her bir işlem için bu maddeye göre uygulanan cezalardan az olmamak üzere işleme konu tutarın % 5'i nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilir. Bu şekilde ceza kesilen mükellefler hakkında üçüncü fıkra hükmü uygulanmaz.

(5398 sayılı Kanunun 23'üncü maddesiyle eklenen fıkra Yürürlük; 21.07.2005) Elektronik ortamda beyanname verilmesi mecburiyetine uyulmaması halinde kesilmesi gereken özel usûlsüzlük cezası, beyannamenin kanuni süresinin sonundan başlayarak elektronik ortamda 15 gün içinde verilmesi halinde 1/4 oranında, bu sürenin dolmasını takip eden 15 gün içinde verilmesi halinde ise 1/2 oranında uygulanır.

Gerçek Mük. 355 hangisi acaba?
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla
SMMM Nusret KURDOĞLU
Emre113
Gümüş Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 363


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #16 : Mayıs 16, 2008, 23:28:54 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

En son mesajdaki maddenin üst başlığıda aşağıdaki gibi olup, nerelerle bağlantısını göstermektedir:

c) Bilgi vermekten çekinenler ile 256, 257 ve mükerrer 257 nci madde hükmüne uymayanlar için ceza
Moderatöre Bildir   Logged
Emre113
Gümüş Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 363


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #17 : Mayıs 16, 2008, 23:39:47 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

VERGİ USUL KANUNU İÇ GENELGESİ SIRA NO : 2006/1
 
Tarih 15/02/2006
Sayı B.07.1.GİB.0.30/3028-355
Kapsam 

T.C. MALİYE BAKANLIĞI
Gelir İdaresi Başkanlığı


SAYI : B.07.1.GİB.0.30/3028-355
KONU :


VERGİ USUL KANUNU İÇ GENELGESİ
SIRA NO : 2006/1

…………….. VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞINA
I. KONU

213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak getirilen "vergi beyannamelerinin elektronik ortamda gönderilmesi mecburiyeti"ne ilişkin olarak yapılacak işlemler bu iç genelgenin konusunu oluşturmaktadır.

II. YAPILAN DÜZENLEMELER

Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak getirilen söz konusu mecburiyete ilişkin usul ve esaslar 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde açıklanmıştır.

346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 31.12.2004 tarihi itibariyle aktif ve ciro toplamları esas alınmak suretiyle gerçek usulde vergilendirilen gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri için yıllık gelir vergisi, kurumlar vergisi ve geçici vergi beyannamelerini; özel tüketim vergisi, özel iletişim vergisi ve şans oyunları vergisi mükellefleri için ise aktif ve ciro toplamlarına bakılmaksızın bu vergilerin beyannamelerini elektronik ortamda gönderme mecburiyeti getirilmiş bulunmaktadır.

Konuya ilişkin olarak 21.07.2005 tarih ve 25882 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 5398 sayılı Kanunun, 23 üncü maddesinin (a) fıkrası ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun "Yetki" başlıklı mükerrer 257 nci maddesine, (b) fıkrası ile de "Bilgi Vermekten Çekinenler ile 256, 257 ve mükerrer 257 nci Madde Hükmüne Uymayanlar İçin Ceza" başlıklı mükerrer 355 inci maddesine birer fıkra eklenmiştir. Bu fıkra hükümlerinin uygulanmasına ilişkin gerekli açıklamalara da 13.10.2005 tarih ve 25965 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 351 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde yer verilmiştir.

5398 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin (a) fıkrası ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin sonuna eklenen fıkra uyarınca, kanunî süresi geçtikten sonra kendiliğinden veya pişmanlık talepli olarak verilen beyannamelerin elektronik ortamda gönderilmesi üzerine, elektronik ortamda düzenlenen tahakkuk fişi ve/veya ihbarnameler, mükellef, vergi sorumlusu veya bunların elektronik ortamda beyanname gönderme yetkisi verdiği gerçek veya tüzel kişilere elektronik ortamda iletilecek ve bu ileti tahakkuk fişi ve/veya ihbarnamenin muhatabına tebliği yerine geçecektir.

III. ZORUNLULUK KAPSAMINDAKİ BEYANNAMELERİN KENDİLİĞİNDEN VEYA PİŞMANLIK TALEPLİ OLARAK ELEKTRONİK ORTAMDA VERİLMESİ

Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak elektronik ortamda verilme zorunluluğu getirilen beyannamelerin kanuni sürelerinden sonra da elektronik ortamda kabul edilebilmesine ilişkin teknik yapı oluşturulmuş bulunmaktadır. Bu nedenle, 351 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin Resmi Gazetede yayımlandığı 13.10.2005 tarihinden itibaren, zorunluluk kapsamına giren mükelleflerce ister kanuni süresi içerisinde isterse kanuni süresinden sonra kendiliğinden ya da pişmanlık talepli olarak verilecek beyannameler elektronik ortamda kabul edilebilecek ve verilme tarihleri dikkate alınarak gerekmesi halinde adlarına mükerrer 355 inci madde gereğince özel usulsüzlük cezası kesilecektir.


IV. ELEKTRONİK ORTAMDA VERİLME ZORUNLULUĞU GETİRİLEN BEYANNAMELER ÜZERİNE YAPILACAK İŞLEMLER

a) Beyannamenin Kanuni Süresi Geçtikten Sonra Verilmesi

Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesinin sonuna 5398 sayılı Kanunla eklenen ve 21.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren fıkra hükmü uyarınca beyannamelerini elektronik ortamda gönderme zorunluluğu bulunan mükelleflerin, bu beyannamelerini kanunî süresi içerisinde elektronik ortamda göndermeyip kanunî süresinin sonundan başlayarak birinci 15 günlük süre içerisinde ve elektronik ortamda vermeleri halinde durumlarına uyan özel usulsüzlük cezası 1/4 oranında; bunu takip eden ikinci 15 günlük süre içerisinde vermeleri halinde ise bu ceza 1/2 oranında uygulanacaktır.

Beyannamelerini elektronik ortamda gönderme zorunluluğu getirilen mükelleflerin, elektronik ortamda göndermek zorunda oldukları beyannamelerini kanunî süresi ve bunu takip eden birinci ve ikinci 15 günlük süreler geçtikten sonra vermeleri veya bu beyannameleri vermediklerinin idarece tespit edilmesi halinde, adlarına mükerrer 355 inci maddede yazılı özel usulsüzlük cezası kesilecektir.

Ayrıca, bu mükelleflerin beyannamelerini kanunî süresinden sonra kendiliğinden vermeleri halinde Vergi Usul Kanununun 30, 341, 344 ve 352 nci maddeleri dikkate alınacak ve birinci derece iki kat usulsüzlük cezası ile Vergi Usul Kanununun 344 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan vergi ziyaı cezasının yüzde ellisi kıyaslanarak miktar itibariyle en ağırı kesilecek; beyannamelerin pişmanlık talebiyle verilmesi durumunda ise mezkûr kanunun 371 inci maddesine göre gereken işlemler yapılacak ve birinci derece bir kat usulsüzlük cezası kesilecektir.

Diğer yandan, anılan mükelleflerin zorunluluk kapsamındaki beyannamelerini kanunî süresinden sonra kendiliğinden veya pişmanlık talepli olarak vermeleri durumunda, kanunî süresinden sonra kendiliğinden veya pişmanlık talepli olarak verilen beyannamelerin elektronik ortamda gönderilmesi zorunluluğu bulunmamakla birlikte, söz konusu beyannamelerin kanunî süresi içerisinde ve elektronik ortamda verilmemiş olmasından dolayı yukarıda belirtildiği şekilde ceza uygulanacağı tabiidir.


b) Beyannamelerin Kanuni Süresi İçerisinde ve Kağıt Ortamında Verilmesi

Mükelleflerin elektronik ortamda gönderilme zorunluluğu kapsamında bulunan beyannamelerini elektronik ortamda vermeyerek ilgili vergi dairesine elden veya posta vasıtasıyla ve kanunî süresi içerisinde vermeleri durumunda, bu beyannamelerle ilgili tahakkuklar derhal verilecek ve bu beyannameler kanunî süresinde verilmiş beyanname sayılmakla birlikte, bunların mükellefleri adına (beyannamelerini elektronik ortamda vermemiş olmalarından dolayı) Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesinin 1, 2 ve 3 numaralı bentlerinde yazılı olan ve durumlarına uyan özel usulsüzlük cezası da tam olarak kesilecektir. Kağıt ortamında verilmiş söz konusu beyannamelerin kanuni süresi içerisinde (14.03.2005 tarih ve B.07.0.GEL.0.71/7103-275-012360 sayılı Genel Yazıda yer alan esaslar doğrultusunda) elektronik ortamda verilmesi durumunda, mükerrer 355 inci maddeye göre daha önce kesilmiş olan cezayla ilgili gerekli düzeltme işleminin yapılacağı da tabiidir.

c) Kanuni Süresi İçerisinde Elektronik Ortamda Verilen Beyannameye Ek Olarak Kanuni Süresinden Sonra Kağıt Ortamında Beyanname Verilmesi

Elektronik ortamda verilmesi zorunlu olan ve kanunî süresi içerisinde elektronik ortamda verilmiş olan bir beyannameyle ilgili olarak, kanunî süresi geçtikten sonra gerek kendiliğinden gerekse de pişmanlık talepli olarak kağıt ortamında ek beyanname verilmesi halinde de bu mükellefler adına Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesinde yazılı özel usulsüzlük cezası uygulanmayacaktır.

Bilgi edinilmesini ve gereğinin buna göre yerine getirilmesini rica ederim.
Osman ARIOĞLU
Gelir İdaresi Başkanı
 
 
 
Moderatöre Bildir   Logged
Onursal TAŞTAN
Gümüş Üye
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 392


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Online
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #18 : Mayıs 16, 2008, 23:50:58 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Sn. Kurdoğlu

Sizin Mük.355 inizle benim Mük.355 im arasında fark yok. Fark sadece şekilde siz GİB den almışsınız, ben de takip ettiğim (paralı) mevzuat sitesinden. (Hangisi daha yakışıklı? ))):
Moderatöre Bildir   85.103.23.92

İzmir'den dostça selamlar...

S.M.M.M. Onursal TAŞTAN
Gülay Kazar
Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 82


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #19 : Mayıs 17, 2008, 00:39:37 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Sayın Taştan, esmer olan daha yakışıklı ama lütfen dış görünüşe önem vermeyelim.

Yukarı Dön Göster onursal.tastan's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: onursal.tastan
 
onursal.tastan
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 11.Ocak.2007
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 23
Gönderen: 16.Temmuz.2008 Saat 12:08 | Kayıtlı IP Alıntı onursal.tastan

DEVAMI ...

 

Moderatöre Bildir   Logged
Nusret KURDOĞLU
Altın Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.198


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #20 : Mayıs 17, 2008, 09:02:32 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Özel usulsüzlük cezası kesilmesine rağmen mecburiyetleri yerine getirmeyenlere yeniden süre verilerek bu mecburiyetleri yerine getirmeleri tebliğ olunur. Verilen sürede bu mecburiyetlerin yerine getirilmemesi halinde yukarıda yazılı özel usulsüzlük cezaları bir kat artırılarak uygulanır.(**) (5228 sayılı Kanunun 10'uncu maddesiyle eklenen fıkra) Tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymayan mükelleflerden her birine, her bir işlem için bu maddeye göre uygulanan cezalardan az olmamak üzere işleme konu tutarın % 5'i nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilir. Bu şekilde ceza kesilen mükellefler hakkında üçüncü fıkra hükmü uygulanmaz.

(5398 sayılı Kanunun 23'üncü maddesiyle eklenen fıkra Yürürlük; 21.07.2005) Elektronik ortamda beyanname verilmesi mecburiyetine uyulmaması halinde kesilmesi gereken özel usûlsüzlük cezası, beyannamenin kanuni süresinin sonundan başlayarak elektronik ortamda 15 gün içinde verilmesi halinde 1/4 oranında, bu sürenin dolmasını takip eden 15 gün içinde verilmesi halinde ise 1/2 oranında uygulanır


Yapmayın Sayın Taştan,

Yukarıdaki bölüm, yani ilk fıkranın yarısı ile 2. fıkra sizde yok..

Yolda mı düştü ki?

:))))
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla
SMMM Nusret KURDOĞLU
M.Kemal EKİCİ
Altın Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.128

mkekici@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #21 : Mayıs 17, 2008, 11:28:20 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Gerçek madde metni, (Sayın Kurdoğlunun verdiği metin ancak fıkraları orada karışmıştır)
-----------------------------
"Mükerrer Madde 355

Kapsam

(4369 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle değişen madde) Bu Kanunun 86, 148, 149, 150, 256 ve 257 nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257 nci madde uyarınca getirilen zorunluluklara uymayan (Kamu idare ve müesseselerinde bilgi verme görevini yerine getirmeyen yöneticiler dahil);
1. Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında 100.000.000 lira, (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 1.490-YTL)
2. İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde tespit edilenler hakkında 50.000.000 lira, (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 680 -YTL)
3. Yukarıdaki bentlerde yazılı bulunanlar dışında kalanlar hakkında 25.000.000 lira, (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 01.01.2008'den itibaren 320 -YTL)
Özel usulsüzlük cezası kesilir.

Bu hükmün uygulanması için, bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılacak tebliğlerde bilginin verilmesi için tayin olunan sürede cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi veya defter ve belge ibrazı için tayin olunan süre ile defter ve belgelerin süresinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanunun ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesi şarttır.

Özel usulsüzlük cezası kesilmesine rağmen mecburiyetleri yerine getirmeyenlere yeniden süre verilerek bu mecburiyetleri yerine getirmeleri tebliğ olunur. Verilen sürede bu mecburiyetlerin yerine getirilmemesi halinde yukarıda yazılı özel usulsüzlük cezaları bir kat artırılarak uygulanır.(**)

(5228 sayılı Kanunun 10'uncu maddesiyle eklenen fıkra) Tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymayan mükelleflerden her birine, her bir işlem için bu maddeye göre uygulanan cezalardan az olmamak üzere işleme konu tutarın % 5'i nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilir. Bu şekilde ceza kesilen mükellefler hakkında üçüncü fıkra hükmü uygulanmaz.

(5398 sayılı Kanunun 23'üncü maddesiyle eklenen fıkra Yürürlük; 21.07.2005) Elektronik ortamda beyanname verilmesi mecburiyetine uyulmaması halinde kesilmesi gereken özel usûlsüzlük cezası, beyannamenin kanuni süresinin sonundan başlayarak elektronik ortamda 15 gün içinde verilmesi halinde 1/4 oranında, bu sürenin dolmasını takip eden 15 gün içinde verilmesi halinde ise 1/2 oranında uygulanır.
---------------
Görüleceği üzere 5 fıkradan oluşmaktadır.


Sayın Kurdoğlu,

Aslında bende sizin gibi düşünüyorum fakat,

Olayı birde;

E-Beyan verme zorunluluğunun Mük.257.Madde ile getirilen bir zorunluluk olduğunu,

Süresinde e-beyan vermemenin Cezanın Mük.355.Mad.nin birinci fıkrası gereği uygulandığını,

5.fıkra ilede, fıkradaki deyimiyle (zaten) "Kesilmesi gereken Özel Usulsüzlük cezasının" e-beyan 15 gün içinde verildiğinde 1/4 oranına, 30 gün içerisinde verildiğinde ise 1/2 oranına indirildiğini,

Dikkate alarak yorumlarsak galiba Sayın Taştan farklı biçimde hakldılır demek mümkün olacak.

Zira 5. fıkra bana göre "ben olmasamda e-beyan vermemenin cezası kasilirdi ben bu cezayı ihdas etmiyor belli şartlarla indiriyorum" diyor, ne dersiniz?
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla.
Mustafa Kemal EKİCİ - SMMM
Onursal TAŞTAN
Gümüş Üye
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 392


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Online
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #22 : Mayıs 17, 2008, 12:04:40 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Sn. Kurdoğlu;

Maddenin tümünü almadım zaten. Sadece son paragrafın maddenin genelini bağladığını vurgulamak ve dikkatleri bu vurguya toplamak için o meşhur bente kadarki kısmını aldım. Dolayısıyla benim Mük.355 imde de bir eksiklik yok. ))):
Moderatöre Bildir   85.103.23.92

İzmir'den dostça selamlar...

S.M.M.M. Onursal TAŞTAN
YALÇIN ÖNDER
Gümüş Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 271

Saygılarımızla.

yalcin_onder@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #23 : Mayıs 20, 2008, 22:37:30 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Sayın Aslan,

Eski kadar foruma sık giremediğim için mesajınızı daha önce okuyamamıştım. Şu anda ihbarnamelerle ilgili ne yaptınız bilmiyorum ama;

Geçen gün, Antalya'dan bir meslektaşımız benzeri nedenle (Kanuni Süresinden Sonra ve Pişmanlık Talepli Olarak- KDV olmasa bile YGV Beyannamesi) benzeri cezaya karşı ne yapabileceğini ve ısrarla dava açmak istediğini belirtince kendisinden faks ile aldığım ihbarnamelere göre, aşağıdaki dava dilekçesini hazırladım. Kendisi de davayı açmış.

Aynı gün, http://www.gaziantepsmmmo.org/forum/index.php?topic=2799.0 seminerine de katılmış idim. Arada, konuyu Prof. Dr. Şükrü KIZILOT’a da ilettim ve meslektaşların bu sorundan çok muzdarip olduklarını ve köşesinde de sorunu gündeme getirmesini rica ettim.

Kendisi de benim düşüncemi onayladı. Yani, aslında; “PİŞMANLIKLA VERİLEN BEYANNAMELERİN KANUNİ SÜRESİNDE VERİLMİŞ SAYILMASI GEREKTİĞİNİ İFADE ETTİ.”
 
Her ne kadar Sayın Emre113, VERGİ USUL KANUNU İÇ GENELGESİ SIRA NO : 2006/1 dayanak olarak gösterse de bence bu yeterli bir dayanak sağlamaz diye düşünüyorum.

Sizin şefiniz, odalar ve TÜRMOB ilgilensin demiş ama, VUK. Mük. 355. maddeye son fıkranın odaların ve TÜRMOB’un da onayı alınarak nasıl eklendiğini TBMM tutanaklarından inceleyerek siz de öğrenebilirsiniz.

Şimdi, benim hazırladığım örneğini aşağıda görüşünüze sunduğum dava dilekçesinin ilk ve en önemli dayanağının “ 63 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğin ikinci paragrafında ;
“Buna göre, pişmanlık ve islâh hükmüne müsteniden verilen beyannamenin vaktinde verilmiş sayılması gerekmektedir.” anlayış oluşturmaktadır.

Ancak, Antalyalı meslektaşıma da ifade ettiğim üzere, daha (2005 deki fıkra eklenmeden) önceden KANUNİLİK İLKESİNİN İHLALİ nedeniyle açtığımız davaların çoğunu pek çok ilde kaybettik. Pek az ilde kazandık. Rakamlar küçük olduğundan bu davalar Danıştaya gidemiyor.

Daha da kötüsü, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay artık bu tür fiilleri, KANUNİ BİR SUÇ olarak değerlendirmiyor artık. Basit birer DİSİPLİN SUÇU olarak küçümsüyorlar. Benzeri bir tavır alt derece yargı kararlarına da yansıyor.

Yakında bu Özel Usulsüzlük Cezaları ile ilgili ayrı bir teknik çalışma yapmaya çalışacağım.

Saygılarımızla.
 


Antalya, 16.05.2008

ANTALYA VERGİ MAHKEMESİ
SAYIN BAŞKANLIĞINA

DAVACI : ……………,…………….d. No: .. ANTALYA
TC. KİMLİK NO: ………………
 
DAVALI : ANTALYA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI ( ………… VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ)

DAVA KONUSU VERGİ CEZASININ
TÜRÜ        : ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI (ÖUC)
MİKTARI   : 745,00 YTL
DÖNEMİ    :  2008

DAVA KONUSU İHBARNAMENİN
TANZİM VE TEBLİĞ TARİHİ : ….04.2008
SIRA NUMARASI : 20080416…………….

DAVA KONUSU: 2007 yılına ait Yıllık Gelir Vergisi Beyannamemi sehven kanuni süresinde beyan edememiş idim. Kanuni süresinden sonra VUK’nun 371. maddesindeki pişmanlık ve ıslah hükümlerince ve elektronik ortamda beyan ettim.   

Davalı idare, elektronik ortamda, ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI uyguladı.
Aşağıda açıkladığım nedenlerle, hakkımda uygulanan ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASIna ilişkin ceza ihbarnamesinin iptali ve cezanın terkini talebimden ibarettir.

OLAYLAR:
01.   2007 yılına ait Yıllık Gelir Vergisi Beyannamemi, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirim …………….. ile birlikte hazırladık. Kanuni süresi içinde, 20.03.2008 tarihinde Saat:19,46‘da elektronik ortamda, https://e-beyanname.mb-ggm.gov.tr/index.html web sitesinden, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirim Mustafa Gülşen’in kullanıcı kodu, parola ve şifresi ile programın gerektirdiği adımları takip ederek “paketleyip” gönderdik.
02.   Ekteki cd’ye yüklediğim video görüntülerinden de anlaşılacağı üzere, “onaylama işlemi” yapılmış görülmektedir.
03.   Ancak, 16.04.2008 tarihinde Saat:14,25 de beyannamemin tahakkuk fişini aynı sitenin, aynı programından almak istediğimizde, her nedense, beyannamemin “ONAYLANMADIĞINI” ve dolayısıyla tahakkuk fişini alamayacağımı gördük.
04.   E-BEYANNAME programının teknik olarak yapısından kaynaklandığını sandığım beyannamemi aynı gün ve saatte bu sefer VUK’nun 371. maddesindeki pişmanlık ve ıslah hükümlerince ve elektronik ortamda tekrar beyan etmek zorunda kaldım.
05.    Bu sefer de E-BEYANNAME programı “özel onay verilecek beyannameler” seçeneği ile, pişmanlık talepli olmasına rağmen, ceza seçenekleri bölümüne otomatik olarak yönlendirdi.
06.   Ekte örneğini sunduğum ihbarname VUK’nun mükerrer 355/1. hükmünce programca düzenledi ve ekranda görüntülendi. 

Aşağıda açıkladığım hukuksal nedenlerle, hukuka aykırı olduğunu düşündüğüm olay dava konusu yapılmıştır.

HUKUKSAL NEDENLER:
 01. PİŞMANLIKLA VERİLEN BEYANNAMEYE ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI UYGULANAMAZ:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 371. maddesindeki pişmanlık ve ıslah hükümleri halen yürürlülüktedir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun yetki yan başlıklı  mükerrer 257. maddesinin 6. bendi sonuna 5398 sayılı Kanunun 23. maddesiyle eklenen fıkra ile “(5398 sayılı Kanunun 23'üncü maddesiyle eklenen fıkra Yürürlük; 21.07.2005)Kanuni süresi geçtikten sonra kendiliğinden veya pişmanlık talepli olarak verilen beyannamelerin elektronik ortamda gönderilmesi üzerine elektronik ortamda düzenlenen tahakkuk fişi ve/veya ihbarnameler mükellef, vergi sorumlusu veya bunların elektronik ortamda beyanname gönderme yetkisi verdiği gerçek veya tüzel kişiye elektronik ortamda iletilir. Bu ileti tahakkuk fişi ve/veya ihbarnamenin muhatabına tebliği yerine geçer.” hükmü ile pişmanlıkla verilen beyannameler de e@beyanname uygulaması kapsamına alınmıştır.

Yine, özellikle işleme uygulanan cezaları düzenleyen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesi ise aynen;
“(4369 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle değişen madde) Bu Kanunun 86, 148, 149, 150, 256 ve 257 nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257 nci madde uyarınca getirilen zorunluluklara uymayan (Kamu idare ve müesseselerinde bilgi verme görevini yerine getirmeyen yöneticiler dahil); 1. Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında 100.000.000 lira, (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 1.490-YTL)  2. İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde tespit edilenler hakkında 50.000.000 lira, (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 680 -YTL)  3. Yukarıdaki bentlerde yazılı bulunanlar dışında kalanlar hakkında 25.000.000 lira, (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 320 -YTL)  Özel usulsüzlük cezası kesilir. Bu hükmün uygulanması için, bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılacak tebliğlerde bilginin verilmesi için tayin olunan sürede cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi veya defter ve belge ibrazı için tayin olunan süre ile defter ve belgelerin süresinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanunun ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Özel usulsüzlük cezası kesilmesine rağmen mecburiyetleri yerine getirmeyenlere yeniden süre verilerek bu mecburiyetleri yerine getirmeleri tebliğ olunur. Verilen sürede bu mecburiyetlerin yerine getirilmemesi halinde yukarıda yazılı özel usulsüzlük cezaları bir kat artırılarak uygulanır.(**)

 (5228 sayılı Kanunun 10'uncu maddesiyle eklenen fıkra) Tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymayan mükelleflerden her birine, her bir işlem için bu maddeye göre uygulanan cezalardan az olmamak üzere işleme konu tutarın % 5'i nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilir. Bu şekilde ceza kesilen mükellefler hakkında üçüncü fıkra hükmü uygulanmaz.

(5398 sayılı Kanunun 23'üncü maddesiyle eklenen fıkra Yürürlük; 21.07.2005) Elektronik ortamda beyanname verilmesi mecburiyetine uyulmaması halinde kesilmesi gereken özel usûlsüzlük cezası, beyannamenin kanuni süresinin sonundan başlayarak elektronik ortamda 15 gün içinde verilmesi halinde 1/4 oranında, bu sürenin dolmasını takip eden 15 gün içinde verilmesi halinde ise 1/2 oranında uygulanır.” Hükmündedir.

Yasal düzenlemeler böyle iken ve hiçbirinde de pişmanlıkla ve elektronik ortamda verilmesi gereken beyannameler için özel usulsüzlük cezası kesileceği yolunda yasa koyucunun bir düzenlemesi bulanmadan kesilen ceza, davalı idarenin, görev yani fonksiyon bakımından yetki gaspıdır. Davalı idarece yetkisiz kesilen cezanın iptali gerekir.

Özellikle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesinin 1. fıkrasında böyle bir hüküm olmadığı gibi, bilgi ve defter belge ibrazına ilişkin olup, beyannamelerle ile ilgili değildir. Maddenin (5398 sayılı Kanunun 23'üncü maddesiyle eklenen fıkra Yürürlük; 21.07.2005) sonuna eklenen fıkra ile de kanuni süresinden sonra elektronik ortamda verilmeyen beyannamelerle ilgili bir düzenlemedir.

Oysa davalı idare ekte tam metnini sunduğum 63 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğin ikinci paragrafında ;
“Buna göre, pişmanlık ve islâh hükmüne müsteniden verilen beyannamenin vaktinde verilmiş sayılması gerekmektedir. Bu itibarla mükelleflerin Vergi Kanunlarında yazılı beyanname verme süresiyle ek sürenin geçmesinden sonra Vergi Usul Kanununun 371 inci maddesi hükmüne göre vaki pişmanlık ve islâh taleplerinin kabulü halinde re'sen takdir ve usulsüzlük hükümlerinin uygulanmaması ve tahakkuk fişiyle tarh ve tahakkuk ettirilecek vergiye, yalnız anılan maddeye göre hesaplanacak % 2 zam uygulanmasiyle iktifa olunması icabetmektedir.”

Bu düzenlemeler, VUK’nun 371. maddesince pişmanlık hükümleri uyarınca verilen kanuni süresinden sonra verilen beyannameler için de uygulanması aynı zamanda davalı idarenin yetkisini saptırmasıdır.

Dava konusu ihbarnamenin yetki gasbı nedeniyle iptali gerekir.

02. E-BEYANNAME PROGRAMI HATALIDIR: Yukarıda olaylar bölümünde de adım adım anlatmaya çalıştığım üzere, program hem yasal düzenlemeye aykırıdır. Ve hem de teknik olarak programı kullananlara bir ön açıklama yapmamaktadır. En azından program da kullanıcıya örnek “demo” olarak, hangi tuşla veya ve/veya hangi bölümün işaretlenmesi ile hangi cezalarla karşılaşacağı açıklanmamaktadır. Bu da işlemi yapanlarca cezalarda belirsizlik gibi, ceza hukukuna aykırı bir işlemle karşılaşma zorunluluğu dayatılmaktadır. Oysa, bilindiği üzere, VUK’nun c) Bilgi vermekten çekinenler ile 256, 257 ve mükerrer 257 nci madde hükmüne uymayanlar için ceza başlıklı mükerrer 355. maddesinin 1. fıkrası bilgi verme ve ibraz ödevinin yerine getirilmemesi fiiline ilişkindir. Bizim bu fiille bir ilişkimiz yoktur. Bu fıkra, beyannamemizi kanuni süresinden sonra pişmanlıkla ve elektronik ortamda vermememizin cezasının yasal dayanağı değildir.

VUK’nun 118/3. maddesinde tanımlanan mevzuda hata yapılmıştır.
Hukuksal olarak şekle aykırılık oluşturan işlem nedeniyle kesilen cezanın iptali gerekir.

03. “BİLİŞİM” HUKUKUNA DA AYKIRIDIR: 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunun 5. maddesince “güvenli elektronik imza” ile imzalanan belgelerin hukuksal olarak geçerli olabileceği düzenlenmiştir. 15 Ocak 2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununa göre, yetkilendirilmiş Elektronik Sertifika Hizmet Sağlayıcılar'ın vereceği güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukuki sonucu doğurmaktadır. Kanuna uygun olarak oluşturulmuş e-imza, bilgisayarda veya elektronik ortamda gerçekleştirilen onay işlemlerine hukuki dayanak kazandırır. Bunun dışında elektronik ortamda yapılan işlemlerin hukuksal dayanağı yoktur. Oysa itiraz konusu olayda bildirim forumlarımızın verilmesi için, davalı idarece henüz yasal zorunluluk olan Elektronik Sertifika Hizmet Sağlayıcılar'ın vereceği güvenli elektronik imza ile onaylayabileceğimiz bir bildirim sistemi oluşturamamıştır. Parola ve şifre gibi internet ortamında hiçbir güvencesi olmayan ortamda beyan vermeye zorlamanın hiçbir hukuksal mantığı olmadığı gibi, elle atılan imzaların yerine, şifre ve parolalar hukuksal olarak geçemez.

04. İRADİ BEYAN SİSTEMİNE AYKIRIDIR: 213 Sayılı VUK’nun 25. Maddesine göre Vergi sistemimizde “İradi Beyan” sistemi benimsenmiştir. Aynı anlamda, Gelir Vergisi Kanunun 83. maddesi “Hilafına hüküm olmadıkça, Gelir Vergisi mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunur.” hükmündedir. Sistemin gereği olarak hiç kimse, hiçbir neden ile kendi iradesine ipotek koyacak kayıt ve koşullarla beyanname vermekten alıkonulamaz. Verginin iradi beyan sistemini internet vb. yollarla sınırlamak mümkün ve doğru değildir. Tebliğ vb. idari düzenlemeler ile beyan sistemini ve esasları ile usulleri değiştirilemez. Elektronik ortamda veya diğer adıyla internet yoluyla beyanname vermeye zorlamak iradi beyan sistemine engeller çıkarmaktır. Her mükellef ille de internetten beyanname vereceksin diyerek sanal ortama zorlanamaz. Üstelik beyannameleri vermek için davalı idare ile sözleşme yapmaya zorlanmak gibi bir gariplik hukuk ile bağdaşmaz. Çünkü sözleşme özgür iradeler ile taraflar arasında gerçekleşebilir. Oysa davalı idare yalnızca kendisinin tek taraflı olarak belirlediği matbu “sözleşme” ile beyanname vermenin önünde yasadan aldığı bir yetkisi olmamasına rağmen engel koymaya çalışmaktadır. Hele hele ülkemizde de internet (bilişim) hukukunun henüz yerleşmediği ve halen tartışılmaya devam ettiği koşullarda mükelleflerin en temel ödevini internetten vermeye zorlamanın hem toplumsal ve hem hukuksal ve de hem de kanuni dayanakları yeterince olgunlaştırılmadan idari düzenlemeler denilen alt ve yardımcı unsurlarla, temel hukuksal unsurlar değiştirilemez ve yerine geçirilemez.

Ayrıca, VUK’nun 371. maddesi ise, halen yürürlülüktedir ve bir başka yasa ile kaldırılmamıştır.
Kanunun bu açık hükmünü idarenin bazı tebliğlerle kaldırılması mümkün değildir.
01.   05. SUÇTA VE CEZADA KANUNİLİK İLKESİNE AYKIRIDIR: Suç ve cezaların kanuniliği ilkesi Anayasanın 38. maddesinde Suç ve cezalara ilişkin esaslar başlığı ile tanımlanmış ve Türk Ceza Kanunun 2. maddesi ile de SUÇTA VE CEZADA KANUNİLİK İLKESİ düzenlenmiştir.

“ Madde 2 - (1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
    (2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
    (3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz. “

Bu evrensel hukuk ilkesi açısından “suç ve cezalarının ancak kanunla belirleneceği”, “İdari kararla suç ihdasının mümkün bulunmadığı” kurallarının kabulüdür.
Vergi hukuku açısından da, vergilerin yasallığı ilkesi benimsenmiş ve 73. maddenin 3. fıkrasında şu hüküm yer almıştır: «Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır». Anayasanın bu maddesine göre, vergide kanuniliğin, daha genel bir nitelendirme ile vergilendirme yetkisinin ana kaynağı “Ulus egemenliği”dir.

Anayasada, bir vatandaşlık görevi olarak kabul edilen vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin yasayla konulmasının, değiştirilmesinin veya kaldırılmasının öngörülmesi, mali yükümlerin yalnızca yasayla konulabileceği ve yasanın hiçbir şekilde bu konuda yürütme organını ve idareyi yetkili kılamayacağı anlamındadır.

Özel usulsüzlük cezalarının esas niteliği vergi kayıp ve kaçağına yol açacak suçların zamanında önlenmesi amacıyla getirilmiştir. Beyannamemizi posta ile göndermek ile internetten göndermenin arasında özel usulsüzlük cezasını gerektiren bir hukuksal neden göremiyoruz.

İdari kuruluşlara yasama yetkisinin devri anlamına gelecek bir yetki ve görev yasa ile de olsa verilemez. Yasalarla idari kuruluşlara tanınan düzenleme yetkisi Anayasanın 124. maddesinde belirlenen kapsam ve sınırları aşamaz. Yasada öngörülmemiş bazı konuların idari kararla kanun kapsamına alınması Anayasanın 38. maddesinde açıklanan suç ve cezalara ilişkin kurallarla bağdaşmaz.

07.   ULUSLARARASI HUKUKA DA AYKIRIDIR : Üstelik bu durum, aynı zamanda, bizim de taraf olduğumuz bilgilerin açıklanması ile ilgili temel kuralların yer aldığı 108 sayılı “Kişisel Nitelikli Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması Hakkında Sözleşme” hükümlerini de aykırıdır.

SONUÇ VE İSTEM :

Yukarıdan beri açıklamaya çalıştığım olaylar üzerine, yetki, şekil, maddi ve hukuki nedenlerle açıkça hukuka aykırı ceza kesme işleminin iptali gerekir.

Dava konusu olan ve 213 sayılı VUK’nun Mükerrer 355. Maddesine göre adıma kesilen özel usulsüzlük cezasının terkinine ve dava giderlerinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep ederim.

EKLER:
01.   Video CD si
02.   İhbarname fotokopisi
03.   63 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımızla.
ABDURRAHMAN46
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 35

Her Şey İncelik'ten, İnsanlar Kabalık'tan Kırılır.

abdurrahmanuzum@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #24 : Mayıs 20, 2008, 23:34:14 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Merhaba,

Hiç birirmiz 355.nci maddenin ilk halini gözönüne alarak, "sonradan eklenen bentlerin, bu maddeyle ilgisi yok, bir sebeple buraya sıkıştırılmıştır" diyemiyoruz. 355, maddenin başlangıcında saydığı maddelerde belirtilen konularda bilgi verme ile alakalı. ve ceza kesilebilmesi için de yazı ile bilgi istenmesi lazım. Bu kadar. 355.NCİ MADDE BU KADAR. BİTTİ.

Ama gelgelelim sonradan ilave edilen bentler var. Bunları yok sayamayız. Ama bu maddeyle ilgisi yok diyebiliriz. Yanlış yere koymuşlar diyebiliriz. Beyannameyi geç vermenin cezaı usülsüzlüktür. Özel usülsüzlük ve bilgi vermekten çekinme ayrı başlıklardır ve ayrı ayrı maddelerde düzenlenmişlerdir.

İtirazımız ve tartışmamız bu yönde olmalıdır.

Ben de bir mükellefim adına 1.490 ytl. ve bugün 1/4 indirimli olarak, bu maddeden 2 defa nasibimi aldım. YANLIŞ. BU BENTLERİN BU MADDENİN ALTINDA OLMASI YANLIŞ.

SAYGILARIMLA

ABDURRAHMNA ÜZÜM
DONDURMAKENT
Moderatöre Bildir   Logged
Nusret KURDOĞLU
Altın Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.198


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #25 : Mayıs 21, 2008, 09:13:16 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Günaydın,

Evet, konunun asıl önemli noktası, paragrafın nasıl düzenlendiği ya da şu cümlenin nerede yer aldığı değil..

Asıl önemli noktaya Sn. Önder değinmiş.

"Pişmanlık ve islâh hükmüne müsteniden verilen beyannamenin vaktinde verilmiş sayılması gerekmektedir.”

İşin özü de bu noktadadır.

Zamanında verilmiş sayılan beyannameye ceza uygulanmaz.

Bir de bu konudaki eski yargı kararlarında, "pişmanlık hükmü daha ağır cezayı ortadan kaldırdığına göre, buna değinmemiş deyip, hafif ceza uygulanamaz." türünde hükümler vardı.

Kaç gündür eskileri karıştırıyorum, arıyorum ama bulamadım.

Umarım Sn. Önder'de vardır..
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla
SMMM Nusret KURDOĞLU
Onursal TAŞTAN
Gümüş Üye
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 392


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Online
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #26 : Mayıs 21, 2008, 09:23:54 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Sn. Kurdoğlu;

Benim de savunduğum şey tam olarak da buydu zaten. Bu durumun Mük.355.md. kapsamında değil, 352.md. kapsamında değerlendirilmesi gereken bir konu olduğunu savunup durdum hep. Bu durum 352.md.ki 1.dereceden usulsüzlük kapsamında değerlendirilmelidir. (sakalımız olmadığı için dinletemedik bunu.)

Ayrıca Sn. Önder'e de konuya daha detaylı ve daha somut bir açılım getirdiği için teşekkür ederim.
Moderatöre Bildir   88.241.156.166

İzmir'den dostça selamlar...

S.M.M.M. Onursal TAŞTAN
Aylin ASLAN
Gümüş Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 306


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #27 : Mayıs 29, 2008, 12:50:43 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Merhaba,

İSMMMO'ya ve Sayın Başkanıma duyarlılıklarından ötürü teşekkür ederim.

Ayrıca foruma ve bu konu başlığı altında katkısı olan tüm meslektaşlarıma da teşekkür ederim.
Bizler sıkıntılarımızı, isteklerimizi, olumlu yada olumsuz eleştirilerimizi ne kadar çok dile getirirsek, umuyorum ki bundan sonra da çok daha fazla
konuda sonuç alabileceğiz. Sorunlarımızı net bir şekilde, çekinmeden, korkmadan söyleyelim ve isteyelim.

Elimizi çokça oyalayan ve son zamanlarda artan iş yükümüz hatta düzeltiyorum GİB kurumu adına takipçiliğimiz nedeniyle, unutmaların yaşanması kaçınılmaz oluyor. Kimse kendine yakıştıramasa da -örneğin ben- dikkatime ve hafızama güvenmeme rağmen böyle bir durumu ilk defa yaşamış oldum. Transfer uygulamalarındaki belirsizlik nedeniyle Kurumlar Vergisi Beyannamelerine geç başlayınca sözkonusu beyannamem arada kaynadı gitti ve bedeli gerçekten maddi ağırlığından da ağır olan bir durumla karışılaştım. Umarım kimse yaşamaz ve yaşamasın da... 

Alıntı
Değerli üyemiz,          ;           ;  26/Mayıs/2008

Bilindiği üzere, Vergi Dairelerine verilecek tüm beyannameler ve bildirimler elektronik ortamda verilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Ancak çeşitli nedenlerle beyannamelerin süresi içinde verilmemesi nedeniyle mükelleflere ceza kesilmektedir.

Geç verilen beyannamelere 213 sayılı VUK 352 ve Mükerrer 355 maddeler uyarınca ayrı ayrı cezalar kesilmektedir.

VUK 351 ve 352.maddeleri 1961 yılından beri uygulanan maddelerdir. Mükelleflerin usul hükümlerine riayet etmemeleri halinde uygulanacak “usulsüzlük” cezaları için düzenlenmiştir.

VUK Mükerrer 355. Maddesi ise 1980 yılında ihdas edilmiş olup, E-beyanname ile ilişkin cezalandırma sistemi ise madde üzerinde 2005 yılında yapılan değişiklik ile Vergi hukukumuza girmiştir.

213 sayılı VUK ‘na göre Beyannamelerin geç verilmesinden dolayı hem VUK 352 hem de VUK Mükerrer 355 maddeye göre ceza kesilmesinde “Lafzi” olarak hukuka aykırı olmadığı kanaatindeyiz. Ancak Tek bir fiili iki ayrı “Usulsüzlük” cezasının kesilmesinin gerek 352.Madde gerekse Mük. 355.Maddelerinin “Ruhuna” aykırı olduğu kanaatindeyiz.

VUK 3. Maddesine göre Vergi Kanunları, Lafzı ve Ruhu ile birlikte hüküm ifade edileceği belirtilmiştir.

Yukarıdaki hukuki değerlememiz sonucunda yasal düzenlemenin yapılması için Maliye Bakanlığı nezdinde gerekli girişimlerde bulunulacaktır.

Geç Beyanname verilmesi halinde ; Gelir İdaresi Başkanlığı’nın      web sayfasında yer alan E-Beyanname bölümünde “Kılavuzlar” adımından “E-BEYANNAME WEB SİTESİ KULLANIM KILAVUZU” nun dikkatlice okunması gerekir.
Meslektaşlarımız, müşterilerine ait beyannameleri süreleri içinde vermeleri ile cezalarla karşılaşmamaları arzumuzdur.

Ceza uygulaması ile karşılaşan meslektaşlarımız Dava açmak isterler ise, Ceza ihbarnamesi için VUK 376 Talep etmeyerek Vergi mahkemesi Nezdinde Dava açabilirler. Dava, Ceza ihbarnamesinin alındığı (E-Beyanname Verildiği Tarih) tarihten itibaren 30 gün içinde açılabilir. Dava Dilekçesi örneği yazımızın ekindedir.

Bilgilerinize sunar, çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Saygılarımla,
Yahya ARIKAN
Başkan
İSTANBUL VERGİ MAHKEMESİ 
SAYIN BAŞKANLIĞI’NA     
BAHÇELİ EVLER-İSTANBUL
                                           

                           
     DAVACI                                                          : …………A.Ş/LTD.ŞTİ
                       

     ADRESİ                                                           : 
                                   
                     
    VERGİ KİMLİK NO                             :
                           
    DAVALI                                                           :………..VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ                                                                                                 


    VERGİ /           (TARİHİ                     :
    CEZA                           (NUMARASI             :
    İHBARNAMESİNİN  (TEBLİĞ TARİHİ    :
 

                                           
          (NEVİ                         : USULSÜZLÜK / ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI     
   CEZANIN,
                         (MİKTARI                    :       80.- YTL                         1.490.- YTL
     
                                                   
 VERGİLENDİRME DÖNEMİ                        : 2008

 DAVANIN KONUSU                                       : 2008/ Mart KDV dönemine Katma Değer Vergisi Beyannamemizi Elektronik ortamda geç verdiğimizden dolayı, elektronik ortamda, 213 Sayılı VUK’nun Mükerrer 355. maddeye göre 1.490.-YTL Özel usulsüzlük cezası ve 213 Sayılı VUK 352. maddeye göre 80.-YTL usulsüzlük cezası kesmiştir. Yasaya ve Hukuka aykırı olarak kesilen bu cezaların kaldırılmasını arz ve talep etmekteyiz.

OLAY,İDDALAR VE HUKUKİ DELİLLER :

1)- Kurumumuz 2008/ Mart KDV dönemine Katma Değer Vergisi Beyannamesi Elektronik ortamda …/…./2008 Gün  ve …………………..........Numaralı Elektronik tahakkuk fişine istinaden geç verilmiştir. Ancak; Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının E-Beyanname kabul eden elektronik sistemi, E-Beyannameyi geç vermemizden dolayı yukarıda detayı belirtiler Usulsüzlük ve Özel usulsüzlük cezaların kesmiştir

2)-213 Sayılı VUK’nun Mükerrer.257/4’ncü maddesi “Bu Kanunun 149. maddesine göre devamlı bilgi vermek zorunda olanlardan istenilen bilgiler ile vergi beyannameleri ve bildirimlerin, şifre, elektronik imza veya diğer güvenlik araçları konulmak suretiyle internet de dahil olmak üzere ,her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında verilmesi, beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususlarında izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, beyanname, bildirim ve bilgilerin aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, bu zorunluluğu beyanname, bildirim veya bilgi çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya....yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.
                                                                                                                                                                                                               
Maliye Bakanlığı, bu yetkisini VUK Genel Tebliğleri ve Sirküler ile kullanarak tüm Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerinin Aylık, Üç aylık ve Yıllık Beyannamelerini Elektronik ortamda göndermelerini zorunlu getirilmiştir
Söz konusu Tebliğlere göre; “elektronik ortamda gönderilme zorunluluğu getirilen beyannamelerin, elden veya posta ile gönderilmeleri durumunda, Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355’nci maddesinde mükellefin durumuna uyan özel usulsüzlük cezası uygulanacaktır.” Düzenlemesi yapılmıştır.
Tebliğdeki bu hüküm uyarınca; Elektronik sistem, VUK’nun Mük. 257.Maddesine dayanarak, Vergi beyannamemizi zamanında elektronik ortamda vermediğimiz gerekçesiyle ,ceza kesmiştir.
 3)-VUK’nun Mükerrer 355’nci maddesinin ikinci fıkrasında açıklandığı gibi; bu maddeye ilişkin cezai hükümlerin uygulanması için, bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılacak tebliğlerde “bilginin” verilmesi için tayin olunan sürede cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı “bilgi” verilmesi veya defter ve belge ibrazı için tayin olunan süre ile defter ve belgelerin süresinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanunun ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesi  şarttır.
Buna göre, Mük. 355’nci maddeye göre ceza kesilebilmesi için, verilmeyen veya eksik veya yanıltıcı verilen “bilgi” olması ve bu cezanın kesilmesi için tebliğ veya cezaya gidileceğine ilişkin yazılı bildirim yapılması gerekmektedir.
4)-213 Sayılı VUK’nun 25. Maddesine göre Türk Vergi sisteminde “İradi Beyan” sistemi benimsenmiştir. Aynı kanunun 28. maddesini ikinci paragrafı ile de İradi beyanın Elektronik ortamda da yapılacağı hüküm altına almıştır.
Vergi kayıp ve kaçağına neden olunmadan geçte olsa yükümlülüğüne yerine getiren mükellefe iki ayrı usulsüzlük cezası kesilmektedir.
5)-213 sayılı VUK ‘na göre Beyannamelerin geç verilmesinden dolayı hem VUK 352 hem de VUK Mükerrer 355 maddeye göre ceza kesilmesinde “Lafzi” olarak hukuka aykırı olmadığı kanaatindeyiz. Ancak Tek bir fiili iki ayrı “Usulsüzlük” cezasının kesilmesinin gerek 352.Madde gerekse Mük. 355.Maddelerinin “Ruhuna” aykırı olduğu kanaatindeyiz. VUK 3. Maddesine göre Vergi Kanunları Lafzı ve Ruhu ile birlikte hüküm ifade edileceği belirtilmiştir.
Mesnetsiz ve Hukuka aykırı olarak kesilen cezaların kaldırılması arz ve talebimizdir.

SONUÇ VE İSTEM :

Yukarıda maddi ve hukuki nedenleri açıklanan ve dava konusu olan ve 213 sayılı VUK’nun 352. maddesine göre kesilen 80.- YTL usulsüzlük cezasının ve mükerrer 355. Maddesine göre kesilen 1.490 .-YTL Özel Usulsüzlük cezasının kaldırılması kararının verilmesini;

Yüce Mahkemenizden saygılarımızla arz ve talep ederiz.    /    / 2008
                                                                                                                             
                                                                                                                                   DAVACI

                                  …..A.Ş/Ldt.Şti
Ek : -Ceza İhbarnamesi Fotokopisi
        —İmza Sirküleri
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla,

SMMM Aylin ASLAN
Aylin ASLAN
Gümüş Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 306


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #28 : Mayıs 29, 2008, 12:52:15 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla,

SMMM Aylin ASLAN
M.Kemal EKİCİ
Altın Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.128

mkekici@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #29 : Mayıs 29, 2008, 17:03:06 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

T.C.
DANIŞTAY
Üçüncü Daire
02.07.1995
22331
Esas No
: 1995/01636
Karar No
: 1995/01612
Kanun Yararına Temyiz Eden: Danıştay Başsavcılığı

Davacı: Anıl Spor Malzemeleri Tic. İth.İhr.ltd.Şti. İzzet Baysal Cad. No:13/11 BOLU

Davalı: Bolu Vergi Dairesi Müdürlüğü

İstemin Özeti : Ocak 1994 ayına ait gelir (stopaj) vergisi beyannamesini kanuni süresi geçtikten sonra 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 371. maddesi gereğince pişmanlık dilekçesi ekinde veren davacı şirket adına süresinde beyanname verilmediğinden bahisle kesilen 1.800.000 liralık birinci derece bir kat usulsüzlük cezasına karşı açılan davayı; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 2365 sayılı Kanunla değişik 371. maddesinde , beyana dayanan vergilerde kaçakçılık ( 338 , 346 ve 347. maddelerde yazılı şekilde yapılanlar dahil) ağır kusur ve kusur mahiyetindeki kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber veren mükelleflere aşağıda yazılı kayıt ve şartlarla kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezalarının kesilemiyeceğinin hükme bağlandığı, bu hükümle hatasını pişmanlık dilekçesi ekinde haber veren mükelleflere ceza kesilememesinde ayrıcalık tanınmış ise de, kanun maddesinde açıkça görüldüğü gibi mükelleflere kesilemeyecek olan üç ceza türünün ismen tek tek sayıldığı, bu ismen sayılan üç ceza türünün yorum yolu ile genişletilemiyeceği, nitekim aynı maddenin 2365 sayılı Kanunla değişik şeklinden önceki halinde bu gibi mükelleflere sadece kaçakçılık ve kusur cezası kesilemiyeceği hükmü öngörülmekte iken daha sonra 2365 sayılı Kanunun 90. maddesi ile getirilen yeni düzenleme ile kaçakçılık ve kusur cezalarına ilaveten ağır kusur cezasının da kesilemiyeceği hükmünün getirildiği, şayet kanun koyucunun usulsüzlük cezası kesilmemesini amaçladığı düşünülse idi bu ceza türünün de madde metnine ilave edilmesinin gerektiği, bu durumda maddede sayılmayan usulsüzlük cezasının pişmanlık dilekçesi veren mükelleflere kesilemiyeceğini söylemenin mümkün olmadığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 352. maddesine istinaden kanuna bağlı cetvele göre usulsüzlük cezasının (bir kat) kesilmesinde yasal isabetsizlik görülmediği, her ne kadar, davacı şirketçe, olayda re'sen takdiri gerektiren bir hususun mevcut olmadığından bahisle usulsüzlük cezası kesilmesinin yasal dayanağı bulunmadığı ileri sürülmekte ise de, idarece re'sen takdiri gerektiren usulsüzlüklere uygulanan iki kat cezanın değil, bir kat ceza uygulanmış olması karşısında davacının bu iddiasında da yasal isabet görülmediği gerekçesiyle reddeden Bolu Vergi Mahkemesinin 1.11.1994 gün ve E:1994/141. K:1994/209 sayılı kararına karşı davacı şirket tarafından yapılan itirazı kabul ederek kesilen usulsüzlük cezasını kaldıran Sakarya Bölge İdare Mahkemesinin 20.1.1995 gün ve E:1995/5, K:1995/8 sayılı kararının; istisna, muafiyet ve ceza hükümlerinin yorum ya da kıyas yolu ile genişletilemiyeceğinin vergi hukukunun temel kurallarından olduğu. nitekim 213 sayılı Kanunun 371. maddesinin 2365 sayılı kanunla değişmeden önceki şeklinde pişmanlık hükümlerinden yararlananlara sadece kaçakçılık ve kusur cezalarının kesilemiyeceği öngörülmüş iken. 2365 sayılı Kanunla maddeye ağır kusur cezasının eklenmiş olmasının da temel kuralın gereği olduğu, bu bakımdan, Vergi Usul Kanununun 371. maddesinde pişmanlık hükümlerinden yararlananlara maddede ceza türleri sayılarak sadece kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezalarının kesilemiyeceğinin hükme bağlandığı gözönünde tutulduğunda, bu cezalara göre daha hafif olan usulsüzlük cezasının da uygulanamıyacağı biçimdeki bir yorumla 371. maddenin kapsamının genişletilmesinin mümkün olmadığı, öte yandan, usulsüzlük cezası nitelik bakımından da kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezalarından farklı olup. kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezaları vergi ziyamın varlığı halinde kesilmesi öngörülen cezalardan olduğu halde, usulsüzlük cezasının Vergi Usul Kanununun 351. maddesindeki tanıma göre vergi kanunlarının şekle ve usule müteallik hükümlerine riayet edilmemesi halinde uygulanan bir ceza türü olduğu, bu nedenle açıklanan hukuki duruma aykırı olarak davacı şirket adına kesilen birinci dereceden bir kat usulsüzlük cezasına karşı açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararını bozan Sakarya Bölge İdare Mahkemesi kararının yürürlükteki mevzuata aykırı bulunduğu ileri sürülerek Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozulması isteminden ibarettir.


TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince. Sakarya Bölge İdare Mahkemesince verilen 20.1.1995 gün ve E:1995/5. K:1995/8 sayılı kararının Danıştay Başsavcısı tarafından Kanun yararına temyiz edilerek bozulmasının istenmesi üzerine Tetkik Hakimi Sefer Yıldırım'ın açıklamaları dinlenildikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Uyuşmazlık: gelir (stopaj) vergisi beyannamesini kanuni süre geçtikten sonra, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 371. maddesi gereğince pişmanlık dilekçesi ile birlikte veren mükellef şirkete usulsüzlük cezası kesilip kesilmeyeceğine ilişkin bulunmaktadır.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 2365 sayılı Kanunla değişik 371. maddesinde , beyana dayanan vergilerde kaçakçılık ( 338 , 346 ve 347. maddelerde yazılı şekilde yapılanlar dahil) ağır kusur ve kusur mahiyetindeki kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber veren mükelleflere aşağıda yazılı kayıt ve şartlarla kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezalarının kesilemiyeceği hükme bağlanmıştır.

Madde hükmü uyarınca beyana dayanan vergilerde kaçakçılık, ağır kusur ve kusur mahiyetindeki hareketlerini mükelleflerin kendiliğinden ilgili makamlara dilekçe ile haber vermeleri halinde bunlara kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezası kesilemiyecektir. Kanun maddesinde açıkça görüldüğü gibi mükelleflere kesilemiyecek olan ceza türleri tek tek sayılmış olup. bu sayılan üç cezayı yorum yolu ile genişletmeye imkan yoktur. Nitekim aynı maddenin 2365 sayılı Kanunla değişik şeklinden önceki halinde bu gibi mükelleflere sadece kaçakçılık ve Kusur cezası kesilemiyeceği belirtilmiş iken, daha sonra 2365 sayılı Kanunun 90. maddesi ile getirilen yem düzenleme ile kaçakçılık ve kusur cezalarına ilaveten ağır kusur cezasının da kesilemiyeceği kabul edilmiştir. Maddede açık olarak belirtilmediğinden pişmanlık talebi ile beyanname veren mükelleflere usulsüzlük cezası kesilemiyeceğini söylemek mümkün değildir. Aksi halde kanun koyucu kesilemiyeceğini belirttiği cezaların yanında usulsüzlük cezasının da kesilemiyeceğini açık olarak belirtirdi.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 2365 ve 3239 sayılı Kanunlarla değişik usulsüzlük dereceleri ve cezalarına ilişkin 352 ncı maddesinde , usulsüzlüklerin, maddede yazılı derecelere ve bu kanuna bağlı cetvele göre cezalandırılacağı, usulsüzlük fiili re sen takdiri gerektirirse bağlı cetvelde yazılı cezaların iki kat olarak kesileceği hükme bağlanmış olup vergi ve harç beyannamelerinin süresinde verilmemiş olması nedeniyle gelir (stopaj) vergisi beyannamesini kanuni süresi geçtikten sonra pişmanlık dilekçesi ile veren mükellef şirkete usulsüzlük fiili re'sen takdiri gerektirmediğinden kanuna bağlı cetvele göre bir kat olarak usulsüzlük cezası kesilmesinde kanuna aykırılık bulunmamaktadır. Nitekim usulsüzlük cezasının yukarıda açıklandığı gibi 371. maddede sayılmış olan kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezalan ile hiç bir ilgisi bulunmadığından Vergi Mahkemesi kararının bozulması yolundaki Sakarya Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle Danıştay Başsavcısı tarafından yapılan temyiz isteminin kabulü ile Sakarya Bölge İdare Mahkemesinin 20.1.1995 gün ve E:1995/5, K:1995/8 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51. maddesi uyarınca Kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulmasına, kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve Resmi Gazete'de yayımlanmasına 23.5.1995 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla.
Mustafa Kemal EKİCİ - SMMM
Öner ÖZBEK
Gümüş Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 404


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #30 : Mayıs 29, 2008, 17:45:21 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Sayın Aylin Aslan'ın linkini verdiği odamıza ait bilgi aşağıdaki gibi. Ancak burada yazılanlara göre hareket edecek olursak sonuç alabilmemiz bence kolay değil. Kesin çözümün, aynı suça iki ceza anlamına gelen bu yasal düzenlemeleri tamamen ortadan kaldırılmasını sağlamaktır diye düşünüyorum.


Değerli üyemiz,          ;           ;  26/Mayıs/2008

Bilindiği üzere, Vergi Dairelerine verilecek tüm beyannameler ve bildirimler elektronik ortamda verilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Ancak çeşitli nedenlerle beyannamelerin süresi içinde verilmemesi nedeniyle mükelleflere ceza kesilmektedir.

Geç verilen beyannamelere 213 sayılı VUK 352 ve Mükerrer 355 maddeler uyarınca ayrı ayrı cezalar kesilmektedir.

VUK 351 ve 352.maddeleri 1961 yılından beri uygulanan maddelerdir. Mükelleflerin usul hükümlerine riayet etmemeleri halinde uygulanacak “usulsüzlük” cezaları için düzenlenmiştir.

VUK Mükerrer 355. Maddesi ise 1980 yılında ihdas edilmiş olup, E-beyanname ile ilişkin cezalandırma sistemi ise madde üzerinde 2005 yılında yapılan değişiklik ile Vergi hukukumuza girmiştir.

213 sayılı VUK ‘na göre Beyannamelerin geç verilmesinden dolayı hem VUK 352 hem de VUK Mükerrer 355 maddeye göre ceza kesilmesinde “Lafzi” olarak hukuka aykırı olmadığı kanaatindeyiz. Ancak Tek bir fiili iki ayrı “Usulsüzlük” cezasının kesilmesinin gerek 352.Madde gerekse Mük. 355.Maddelerinin “Ruhuna” aykırı olduğu kanaatindeyiz.
VUK 3. Maddesine göre Vergi Kanunları, Lafzı ve Ruhu ile birlikte hüküm ifade edileceği belirtilmiştir.

Yukarıdaki hukuki değerlememiz sonucunda yasal düzenlemenin yapılması için Maliye Bakanlığı nezdinde gerekli girişimlerde bulunulacaktır.

Geç Beyanname verilmesi halinde ; Gelir İdaresi Başkanlığı’nın      web sayfasında yer alan E-Beyanname bölümünde “Kılavuzlar” adımından “E-BEYANNAME WEB SİTESİ KULLANIM KILAVUZU” nun dikkatlice okunması gerekir.
Meslektaşlarımız, müşterilerine ait beyannameleri süreleri içinde vermeleri ile cezalarla karşılaşmamaları arzumuzdur.

Ceza uygulaması ile karşılaşan meslektaşlarımız Dava açmak isterler ise, Ceza ihbarnamesi için VUK 376 Talep etmeyerek Vergi mahkemesi Nezdinde Dava açabilirler. Dava, Ceza ihbarnamesinin alındığı (E-Beyanname Verildiği Tarih) tarihten itibaren 30 gün içinde açılabilir. Dava Dilekçesi örneği yazımızın ekindedir.

Bilgilerinize sunar, çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Saygılarımla,
Yahya ARIKAN
Başkan
İSTANBUL VERGİ MAHKEMESİ 
SAYIN BAŞKANLIĞI’NA     
BAHÇELİ EVLER-İSTANBUL
                                           

                           
     DAVACI                                                          : …………A.Ş/LTD.ŞTİ
                       

     ADRESİ                                                           : 
                                   
                     
    VERGİ KİMLİK NO                             :
                           
    DAVALI                                                           :………..VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ                                                                                                 


    VERGİ /           (TARİHİ                     :
    CEZA                           (NUMARASI             :
    İHBARNAMESİNİN  (TEBLİĞ TARİHİ    :
 

                                           
          (NEVİ                         : USULSÜZLÜK / ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI     
   CEZANIN,
                         (MİKTARI                    :       80.- YTL                         1.490.- YTL
     
                                                   
 VERGİLENDİRME DÖNEMİ                        : 2008

 DAVANIN KONUSU                                       : 2008/ Mart KDV dönemine Katma Değer Vergisi Beyannamemizi Elektronik ortamda geç verdiğimizden dolayı, elektronik ortamda, 213 Sayılı VUK’nun Mükerrer 355. maddeye göre 1.490.-YTL Özel usulsüzlük cezası ve 213 Sayılı VUK 352. maddeye göre 80.-YTL usulsüzlük cezası kesmiştir. Yasaya ve Hukuka aykırı olarak kesilen bu cezaların kaldırılmasını arz ve talep etmekteyiz.

OLAY,İDDALAR VE HUKUKİ DELİLLER :

1)- Kurumumuz 2008/ Mart KDV dönemine Katma Değer Vergisi Beyannamesi Elektronik ortamda …/…./2008 Gün  ve …………………..........Numaralı Elektronik tahakkuk fişine istinaden geç verilmiştir. Ancak; Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının E-Beyanname kabul eden elektronik sistemi, E-Beyannameyi geç vermemizden dolayı yukarıda detayı belirtiler Usulsüzlük ve Özel usulsüzlük cezaların kesmiştir

2)-213 Sayılı VUK’nun Mükerrer.257/4’ncü maddesi “Bu Kanunun 149. maddesine göre devamlı bilgi vermek zorunda olanlardan istenilen bilgiler ile vergi beyannameleri ve bildirimlerin, şifre, elektronik imza veya diğer güvenlik araçları konulmak suretiyle internet de dahil olmak üzere ,her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında verilmesi, beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususlarında izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, beyanname, bildirim ve bilgilerin aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, bu zorunluluğu beyanname, bildirim veya bilgi çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya....yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.
                                                                                                                                                                                                               
Maliye Bakanlığı, bu yetkisini VUK Genel Tebliğleri ve Sirküler ile kullanarak tüm Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerinin Aylık, Üç aylık ve Yıllık Beyannamelerini Elektronik ortamda göndermelerini zorunlu getirilmiştir
Söz konusu Tebliğlere göre; “elektronik ortamda gönderilme zorunluluğu getirilen beyannamelerin, elden veya posta ile gönderilmeleri durumunda, Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355’nci maddesinde mükellefin durumuna uyan özel usulsüzlük cezası uygulanacaktır.” Düzenlemesi yapılmıştır.
Tebliğdeki bu hüküm uyarınca; Elektronik sistem, VUK’nun Mük. 257.Maddesine dayanarak, Vergi beyannamemizi zamanında elektronik ortamda vermediğimiz gerekçesiyle ,ceza kesmiştir.
 3)-VUK’nun Mükerrer 355’nci maddesinin ikinci fıkrasında açıklandığı gibi; bu maddeye ilişkin cezai hükümlerin uygulanması için, bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılacak tebliğlerde “bilginin” verilmesi için tayin olunan sürede cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı “bilgi” verilmesi veya defter ve belge ibrazı için tayin olunan süre ile defter ve belgelerin süresinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanunun ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesi  şarttır.
Buna göre, Mük. 355’nci maddeye göre ceza kesilebilmesi için, verilmeyen veya eksik veya yanıltıcı verilen “bilgi” olması ve bu cezanın kesilmesi için tebliğ veya cezaya gidileceğine ilişkin yazılı bildirim yapılması gerekmektedir.
4)-213 Sayılı VUK’nun 25. Maddesine göre Türk Vergi sisteminde “İradi Beyan” sistemi benimsenmiştir. Aynı kanunun 28. maddesini ikinci paragrafı ile de İradi beyanın Elektronik ortamda da yapılacağı hüküm altına almıştır.
Vergi kayıp ve kaçağına neden olunmadan geçte olsa yükümlülüğüne yerine getiren mükellefe iki ayrı usulsüzlük cezası kesilmektedir.
5)-213 sayılı VUK ‘na göre Beyannamelerin geç verilmesinden dolayı hem VUK 352 hem de VUK Mükerrer 355 maddeye göre ceza kesilmesinde “Lafzi” olarak hukuka aykırı olmadığı kanaatindeyiz. Ancak Tek bir fiili iki ayrı “Usulsüzlük” cezasının kesilmesinin gerek 352.Madde gerekse Mük. 355.Maddelerinin “Ruhuna” aykırı olduğu kanaatindeyiz. VUK 3. Maddesine göre Vergi Kanunları Lafzı ve Ruhu ile birlikte hüküm ifade edileceği belirtilmiştir.
Mesnetsiz ve Hukuka aykırı olarak kesilen cezaların kaldırılması arz ve talebimizdir.

SONUÇ VE İSTEM :

Yukarıda maddi ve hukuki nedenleri açıklanan ve dava konusu olan ve 213 sayılı VUK’nun 352. maddesine göre kesilen 80.- YTL usulsüzlük cezasının ve mükerrer 355. Maddesine göre kesilen 1.490 .-YTL Özel Usulsüzlük cezasının kaldırılması kararının verilmesini;

Yüce Mahkemenizden saygılarımızla arz ve talep ederiz.    /    / 2008
                                                                                                                             
                                                                                                                                   DAVACI

                                  …..A.Ş/Ldt.Şti
Ek : -Ceza İhbarnamesi Fotokopisi
        —İmza Sirküleri
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla,
Öner ÖZBEK - SMMM
İSTANBUL
heerdeem
Gümüş Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 335

halilierdem@hotmail.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #31 : Mayıs 30, 2008, 17:54:03 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Selamlar

Dikkatimi çeken bir husus. Bazı geç verilen beyannamelere 3074 ve 3073 cezaları uygulanırken bazılarına sadece 3073 uygulanıyor.

Şimdi bu durumda hiiç ses etmeden düşüğü yatırmak mı lazım, yoksa daha sonra faizli başım ağrıyabilir diye 3074 peşine mi düşmek lazım?

Bir de bunları zaten 3/1 indirimli de, uzlaşma veya diğer şekilller de bir şey yapılabilir mi?

not: tahakkuk alınmış...

saygıyla

H. Erdem Gültekin

Moderatöre Bildir   Logged

soyha gönül, çirkine bel bağlama
Sevdiğin yar, Istanbul'a değmeli...
M.Kemal EKİCİ
Altın Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.128

mkekici@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #32 : Mayıs 30, 2008, 18:22:21 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Sayın Gültekin,

3073 Usulsüzlük Cezası geç verilen tüm beyannameler için,(VUK 352.Md.)
3074 Özel Usulsüzlük cezası (VUK.Mük.355)

3073 uygulanan ancak 3074 uygulanmayan beyanname e-beyan zorunluluğunda olmayabilir.

Diğer yandan e-beyan verilmesi sırasında kesilen Usulsüzlük ve Özel Usulsüzlük cezaları için tahakkukun alındığı (zira bu tahakkuk tebliğ yerine geçer) 1 ay içerisinde 376 (yani 1/3 indirim) talep edilebilir ya da dava açılabilir. Ancak e-beyan sırasında kesilmeyen Özel Usulsüzlük veya Usulsüzlük cezaları için Vergi/Ceza ihbarnamesi tebliğ edilmeden ödenmeleri istenemez veya gecikmeden bahsedilemez.
Kaldıki Usulsüzlük veya Özel ususlsüzlük cezaları geç ödendiğinde artmaz bunlara gecikme zammıda uygulanmaz sadece 30 günlük indirim (376) talep etme/dava açma süresi kaçırılmış olur.
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla.
Mustafa Kemal EKİCİ - SMMM
YALÇIN ÖNDER
Gümüş Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 271

Saygılarımızla.

yalcin_onder@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #33 : Mayıs 30, 2008, 21:15:57 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Değerli Forumdaşlar,

Bu konuda mağdur olan çok meslektaşımız var, dava dilekçesi için çok arayan oluyor.
İstanbul Odasının yayımdığı dilekçe örneği de, mağduriyetin yoğunluğunun bir göstergesi ama, bence o dilekçe ile dava kaybedilebilir. Çünkü, e@beyannamenin süresinde verilmemesinin nedenleri farklı olabiliyor.

Bence davalardan sonuç alabilmek için, kanuni süresinden sonra ve pişmanlıkla verilen beyannameler için kesilen 3074 Özel Usulsüzlük cezası (VUK.Mük.355) üzerinde yoğunlaşmakta yarar var. Aynı dilekçede ve aynı olay nedeniyle, 3073 Usulsüzlük Cezası geç verilen tüm beyannameler için,(VUK 352.Md.) uygulanması her ne kadar tartışmalı da olsa, MIZRAĞIN SİVRİ UCUNU  3074 Özel Usulsüzlük cezasına yöneltmek gerektiğini düşünüyorum.

Yargının, kanuni süresinden sonra ve pişmanlıkla verilen beyannameleri,  "Pişmanlık ve islâh hükmüne müsteniden verilen beyannamenin vaktinde verilmiş sayılması gerekmektedir.” noktasında hem fikir olması sağlanmalıdır.

Farklı illerdeki farklı farklı Bölge İdare Mahkemesi Kararlarının örneğin burada merkezileştirilmesinde çok büyük yarar var. Eğer kararların merkezileştirilmesine yardımcı olabilirseniz, bu forumdan mesleğimize ve meslektaşlarımıza bir katkı olacağını düşünüyorum.
 
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımızla.
M.Kemal EKİCİ
Altın Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.128

mkekici@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #34 : Mayıs 30, 2008, 21:58:09 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Sayın Önder,

Yoğunlaşılmasını istediğiniz; "Pişmanlık ve islâh hükmüne müsteniden verilen beyannamenin vaktinde verilmiş sayılması gerekmektedir.” Cümlesine örnek elinizde yakın tarihli herhangi bir yargı karrı varmı?

Yoksa bir zamanlar VUK 30.madde de geçen 15 günlük ek süre ile ilgili kararlarmı karıştırılıyor?
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla.
Mustafa Kemal EKİCİ - SMMM
heerdeem
Gümüş Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 335

halilierdem@hotmail.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #35 : Mayıs 31, 2008, 10:13:01 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Sevgili Mustafa Kemal ağabeyim

İkisi de Kdv. Yalnız biraz daha incelediğimde sadece 3073 uygulanan cezalı beyannamenin tarihi ilgili ayın 25'i, hem 3073 hem de 3074 cezalarının uygulandığı beyannamenin tarihi ise ilgili ayın 26'sı.

Yani birisi 1 gün, diğeri 2 gün sonrasında verilmiş.

Tamam, Vergi USUL Kanunu, ama ödeme tarihi içerisinde olanları kanun koyucu keşke biraz daha anlayışla yaklaşsa.

Yoksa adam 1 hafta, 1 ay gecikmiş. Daha doğrusu ya unutmuş, ya da savsaklamış. O zaman iyi güzel deriz!!!

saygıyla
Moderatöre Bildir   Logged

soyha gönül, çirkine bel bağlama
Sevdiğin yar, Istanbul'a değmeli...
M.Kemal EKİCİ
Altın Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.128

mkekici@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #36 : Mayıs 31, 2008, 12:11:22 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Sayın Gültekin,

Geç verilen beyannamelerin her ikiside KDV ise e-beyanda bir aksaklık var demektir. Sonradan 3074 cezası gelebilir.Zira şu anki düzenleme böyle yoksa bunun doğru olduğunu savunmuyorum.

Diğer yandan Mük.355 le geç verilen beyannameler için yeni ve çok daha ağır bir (Özel) Usulsüzlük cezası kesilmesi elbette adil değil,
Hele hele belirttiğiniz gibi ödeme süresi içerisinde uygulanması bu adaletsizliği iyice derinleştiriyor.
Ancak Usulsüzlük cezası unutma hallerinde de uygulanmalı, yani unutanla unutmayan bir tutulmamalı fakat makul miktarlarda olmalı.
352 maddedeki cezalar yeterli idi Mük 355 le ikinci ceza vergi tekniği açısından da çok garip, illede ceza ile e-beyan teşvik edilecek diye düşünülüyorsa ikinci bir ceza ihdası yerine hiç değilse 352.maddedeki Usulsüzlük miktarı e-beyan için bir miktar artırılabilirdi, ama öyle yapılmadı.

E-Beyan gibi teknolojik yenilikler ceza ve zorlama ile değil teşvikle gelmeli mesela e-beyan "zorunlu" değilde isteğe bağlı getirilip elden verilen beyannamelerin Damga Vergisi (e-beyan imkanı olupda elden vermeye devam edenler için) 100-150 YTL yapılarak e-beyanla verilen beyannamelerden hiç alınmayabilir veya yine 15,10 YTL alınabilir gibi teşvikle olabilirdi.
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla.
Mustafa Kemal EKİCİ - SMMM
YALÇIN ÖNDER
Gümüş Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 271

Saygılarımızla.

yalcin_onder@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #37 : Mayıs 31, 2008, 19:38:32 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Sayın EKİCİ,

E@Beyannamelerle ilgili özellikle VUK Mük.355 e göre kesilen cezalar hakkında değişik dönemlerde değişik dilekçelerle davalar açtık.

İlk dönemde cezalarda kanunilik ilkesine aykırılık nedeniyle açtığımız davaların çoğunu kazandık. İdare bu durumu, "tebliğ ile ceza kesilemeceğini cezanın kanunda düzenlenmesi gerektiğini" gördü.

Maddeye 21.07.2005 tarihinde eklenen bend ile bu açığını büyük ölçüde giderdi. Ceza hükmü maddedeye eklendiği halde, pek çok meslektaş (benim daha önceki döneme ilişkin yani ilkesine aykırılık nedeniyle hazırladığım örnek dilekçe internette halen dolaşması nedeniyle-başka meslektaşlarımızın ve bazı odalarımızın hazırladığı dilekçeler de dahil) maddeye sanki hiç bir bend eklenmemişcesine aynı tür dilekçelerle dava açmaya devam ettiler. Ve davaların çoğu kaybedildi.

Müdahale edebildiklerimiz ise, henüz sonuçlanmadan 20.02.2008 de çıkarılan 5736 sayılı yasadan yararlanarak 30.04.2008 tarihine kadar uzlaşmak için başvurdular ve davalardan yasa gereği feragat ettiler.

Şimdi ise, önümüzde yenilenen bir süreç var.

Meslektaşlar, değişik nedenlerle kanuni süresinden sonra verdikleri beyannameler nedeniyle VUK Mük.355 e göre ceza yemeye devam ediyor.

İstanbul SMMMO'nun bu ortamda örnek dilekçe taslağı hazırlaması çabası olumlu ancak, bence çok yetersizdir.

Çünkü, dava dilekçesi esas olarak,

"HER BİR TESPİTE BİR CEZA : NE BİS NE İDEM İLKESİNE AYKIRIDIR . Bu ilke aynı fiil nedeniyle faalin birden daha çok ceza ile cezalandırılamayacağına ilişkin evrensel bir ilkedir. Yargının yerleşmiş içtihatlarına göre her bir tespitte, her bir belge türü için tek bir ceza uygulanacağı bu ceza hukuku ilkesinin gereğidir."

anlayışına dayanmaktadır.

Oysa, yargının bu konuda aksine kararları olduğu gibi, dönemin taktiğini gereği olarak dava dilekçeleri şimdilik;


Yargının, kanuni süresinden sonra ve pişmanlıkla verilen beyannameleri, "Pişmanlık ve islâh hükmüne müsteniden verilen beyannamenin vaktinde verilmiş sayılması gerekmektedir.” noktasında hem fikir olması sağlanmalıdır.

Alıntı

Çünkü, VUK'nun 371. maddesi halen yürürlülüktedir. Ve daha da önemlisi VUK'nun mük. 355. maddesine eklenen cezai hükümde VUK'nun 371. maddesine yapılmış bir atıf da "henüz" bulunmamaktadır.

Çok daha önemlisi, USULSÜZLÜK başlığı altında toplanmış bu cezalara neden özel usulsüzlük cezalarının da eklendiğini de ayrıca değerlendirmek gerekmektedir.

Yasa koyucunun amacının vergi kayıp ve kaçağını önleyici bir tedbir olarak özel usulsüzlük cezalarının konulduğunu gerekçesinden öğrendiğimizde, vergi kayıp ve kaçağını mükellef kendisi VUK'nun 371. maddesi ile bildirdiğinde de, kanun hükmünde yer almadığı halde, VERGİ USUL KANUNU İÇ GENELGESİ SIRA NO : 2006/1'e göre ceza uygulaması hem kanuna ve hem de hukuka aykırı olduğunu düşünüyorum.

Bildiğim kadarıyla henüz bu konuda bu yönüyle verilmiş bir karar göremedim. Ama, e@beyan cezalarıyla ilgili dava çalışmalarında esas olarak pişmalıkla verilenlerde yoğunlaşılarak, bunu gidermek gerektiğini düşünüyorum.

Diğer bir yönü ise, Ceza hukukunun ÖLÇÜLÜK İLKESİ:

Yani gerçekleşen fiil ile, (kanuni süresinden sonra ama pişmanlıkla verdikleri beyannameler) nedeniyle, idarenin bir tespiti olmaksızın mükellefin (aslında meslektaşın) kendi hatasını kendisinin düzeltmesi, yasal dayanağı olmadan pişmanlıkla vermeyenlerle özel usulsüzlük cezası yönünden aynı kefeye konması, cezanın ölçülüğü ilkesine aykılık oluşturduğunu düşünüyorum.

Aslında tüm özel usulsüzlük cezalarının kaldırılmasından, eskiden olduğu gibi, sadece usulsüzlük cezalarının yeniden kademelenirilmesinden yanayım, ama, şimdilik pişmanlıkla verilenleri kurtarmaya çalışmanın daha önemli bir adım olacağını düşünüyorum.

Öte yandan, özel usulsüzlük cezalarında, tarhiyat öncesinde mevcut olan uzlaşmanın tarhiyat sonrasında olmaması nedeniyle, meslektaşların zaten alamadıkları emeklerinin karşılığını haksız ve hukuksuz yere VUK'nun 376. maddesine göre 1/3 ü indirilse bile bu yıl için, 993 ytl. ödemelerine gönlüm razı olmamaktadır.

Forumdaşlara ve meslektaşlarımıza çağrım bu nedenledir. Kanuni süresinden sonra ama pişmanlıkla verdikleri beyannameler için kesilen ihbarnameler için artık VUK'nun 376. maddesine göre 1/3 ü indirim istemesinler.

Mükellefini de ikna etmeleri halinde dava açmalarını öneriyor ve hiç bir karşılık beklemeksizin yardımcı olmayı kabul ve taahhüt ediyorum.

Aynı daveti illerinde odalarının da yapması için, oda yönetimlerini de bilgilendirmelerini diliyorum.


 
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımızla.
M.Kemal EKİCİ
Altın Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.128

mkekici@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #38 : Haziran 05, 2008, 11:42:49 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Sayın Önder,

Açıklamalarınız için teşekkür ederim. Ancak ben hala sorumun tam cevabını alamadım yada ben anlayamadım;

Arkasında duralım dediğiniz "Pişmanlık ve islâh hükmüne müsteniden verilen beyannamenin vaktinde verilmiş sayılması gerekmektedir.”  Cümlenizi neye nasıl dayandıracağız bu kural nerede var, bu kurala dair yargı kararı varmı?

(Tekraren sormak isterim)  371 maddeye göre Pişmanlıkla verilen beyannameler nasıl süresinde verilmiş sayılacak?

Fikirlerinizi bekliyorum.
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla.
Mustafa Kemal EKİCİ - SMMM
YALÇIN ÖNDER
Gümüş Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 271

Saygılarımızla.

yalcin_onder@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #39 : Haziran 05, 2008, 15:30:03 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Sayın Ekici,

Yukarıda 20.05.2008 de yayımladığım örnek dava dilekçesini iyi nokuyabilirseniz sorunuzun cevabını aynen şöyle vermiş idim.

"Oysa davalı idare ekte tam metnini sunduğum 63 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğin ikinci paragrafında ;
“Buna göre, pişmanlık ve islâh hükmüne müsteniden verilen beyannamenin vaktinde verilmiş sayılması gerekmektedir. Bu itibarla mükelleflerin Vergi Kanunlarında yazılı beyanname verme süresiyle ek sürenin geçmesinden sonra Vergi Usul Kanununun 371 inci maddesi hükmüne göre vaki pişmanlık ve islâh taleplerinin kabulü halinde re'sen takdir ve usulsüzlük hükümlerinin uygulanmaması ve tahakkuk fişiyle tarh ve tahakkuk ettirilecek vergiye, yalnız anılan maddeye göre hesaplanacak % 2 zam uygulanmasiyle iktifa olunması icabetmektedir.”

Bu düzenlemeler, VUK’nun 371. maddesince pişmanlık hükümleri uyarınca verilen kanuni süresinden sonra verilen beyannameler için de uygulanması aynı zamanda davalı idarenin yetkisini saptırmasıdır.

Dava konusu ihbarnamenin yetki gasbı nedeniyle iptali gerekir."

Ayrıca sizin yukarıda usulsüzlük cezasını Danıştayın onayladığı yönünde örnek olarak verdiğiniz kararın aksi 11. Dairenin kararını aşağıda sunuyorum. Bu kararda özellikle;
 "kanun koyucunun sonradan pişmanlıkla verilen beyannamelerin süresi içinde verilmiş kabul edileceği yolundaki amacına ters düşeceği gerekçesiyle " ifadelerine dikkatinizi çekmek isterim.

Ancak, aşağıda örnek gösterdiğim Dokuzuncu Dairenin kararı ise, benim açımdan tam olarak " "kanun koyucunun sonradan pişmanlıkla verilen beyannamelerin süresi içinde verilmiş kabul edileceği yolundaki amacına ters düşeceği gerekçesiyle " " örtüşmektedir.


        Dairesi    Karar Yılı    Karar No    Esas Yılı    Esas No    Karar Tarihi
ONBİRİNCİ DAİRE    1998    3835    1997    1817    10/11/1998

KARAR METNİ

KATMA DEĞER VERGİSİ BEYANNAMESİNİ PİŞMANLIKLA VEREN YÜKÜMLÜ ADINA USULSÜZLÜK CEZASI KESİLEMEYECEĞİ HK.<

1996 yılı Mayıs dönemine ait katma değer vergisi beyannamesini pişmanlıkla veren yükümlü şirket adına 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 352. maddesinin (1). bendi hükmü uyarınca iki kat birinci derece usulsüzlük cezası kesilmiştir. İstanbul 7. Vergi Mahkemesi ... gün ve ... sayılı kararıyla; Vergi Usul Kanunu'nun 371. maddesinde pişmanlık hükümlerinden yalnızca beyannamelerinde matrah bildirenlerin faydalanacağı yolunda bir hüküm bulunmadığı, önemli olan hususun beyannamede gösterilen durumun gerçeğe uygun bulunması olduğu, aksi halde yasal süresinde verilmemiş ancak pişmanlık hükümleri uyarınca matrahsız verilen ya da beyana göre ödenecek vergi doğmayan beyannamelerin hiç verilmemiş kabul edilmesinin, kanun koyucunun sonradan pişmanlıkla verilen beyannamelerin süresi içinde verilmiş kabul edileceği yolundaki amacına ters düşeceği gerekçesiyle kesilen usulsüzlük cezası kaldırılmıştır. Vergi dairesi müdürlüğü tarafından, ihtilaf dönemi beyannamesini pişmanlıkla ödenecek vergi doğmaksızın veren yükümlü adına kesilen cezanın yasal olduğu ileri sürülerek mahkeme kararının bozulması istenilmektedir.

Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.
Bu nedenle temyiz isteminin reddine, ... Vergi Mahkemesinin ... gün ve ... sayılı kararının onanmasına karar verildi. (MT/ES) (DAN-DER; SAYI:100)

//////////////////////////////////////

       Dairesi    Karar Yılı    Karar No    Esas Yılı    Esas No    Karar Tarihi
DOKUZUNCU DAİRE    1992    3330    1992    2717    23/12/1992

KARAR METNİ


PİŞMANLIK HÜKÜMLERİNE GÖRE ZAMANINDA VERİLMİŞ SAYILAN BEYANNAMELER ÜZERİNE, MATRAH BELİRTİLMEDİĞİ GEREKÇESİYLE RE'SEN TARHİYAT YAPILAMAYACAĞI HK.<

Kasım 1986 dönemi katma değer vergisi ek beyannamesini 213 sayılı Kanunun 371.maddesi hükmü uyarınca pişmanlıkla veren mükellef adına, verilen beyannamede ödenmesi gereken katma değer vergisi bulunmadığı gibi sonraki dönemlere devreden KDV bulunduğu nedeniyle resen tarh edilen kaçakcılık cezalı, katma değer vergisi tarhiyatının terkini istemiyle açılan davayı; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 371.maddesinde sonradan verilen beyannamenin zamanında verilmiş beyanname sayılacağı ve vergi cezasının kalkmasına etken olacağı, pişmanlık hükümlerinden sadece kazançlı veya indirimden sonra ödenecek vergi kalması halinde beyanname
veren mükelleflerin faydalanacağına dair bir hükmün bulunmadığı, zamanında belli bir miktarda vergiyi içerecek şekilde beyanname veren yükümlüler hakkında resen takdir hükümleri uygulanmazken, pişmanlık hükümleri dolayısıyla zamanında verilmiş sayılan beyannameler için resen takdire gidilemeyeceği gerekçesiyle kabul eden Vergi Mahkemesi kararının bozulması isteminden ibarettir.

Temyiz edilen Kayseri Vergi Mahkemesinin 11.4.1988 gün ve 1988/314 sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1.fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisinin bulunmadığı anlaşıldığından temyiz isteminin reddine, anılan mahkeme kararının onanmasına karar verildi. BŞ/SE
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımızla.
M.Kemal EKİCİ
Altın Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.128

mkekici@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #40 : Haziran 05, 2008, 17:34:40 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Sayın Önder,

Teşekkür ederim.
63 nolu VUK tebliğinde konu süresinden sonra pişmanlıkla verilen beyannamelerin re'sen takdirlik olup olmadığı ile ilgili keza verdiğiniz 11.Daire Kararıda öyle. Ancak aradığımız cümle orada var.

371. Maddenin temeli süresinde verilmeyen beyannameler nedeniyle oluşan vergi ziyaı cezasını kendiliğinden haber verenlere uygulamamak.

Yani bu madde de Özel Usulsüzlük ve Usulsüzlük cezalarının kaldırılması hedeflenmemiş bu çok açık.

Bizler Mük 355 le gelen mükerrer cezayı adil bulmuyoruz bundan kurtulmanın yolu o maddenin değişmesi tamam.
Ancak 371 talebi ile verilen hemde matrahsız vergisiz verilen beyannameler için Özel Usulsüzlük cezası neyse amma Ususlsüzlük cezasının kaldırılması demek süresinde beyanname vermemenin cezasız yolunun açılmasıı demektir ki buda olacak iş değil yargi olacak derse yeni düzenleme hemen gelir ben bu günkü mevzuata göre;

Süresinden sonra pişmanlıkla verilen beyannamelerin "süresinde verilmiş sayılarak" Usulsüzlük caezasının kaldırılacağı yönünde yargıdan karar alınabileceği kanaatinde dğilim.
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla.
Mustafa Kemal EKİCİ - SMMM
YALÇIN ÖNDER
Gümüş Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 271

Saygılarımızla.

yalcin_onder@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #41 : Haziran 05, 2008, 20:40:35 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

Sayın Ekici,

Zaten ben de, İstanbul Odasının çalışmasının her ikisini birden hedeflemesini şimdilik taktik olarak doğru bulmadığımı yukarıdan beri ifade etmeye çalışmış idim.

Benim derdim, VUK.mük. 355'e eklenen son fıkrada pişmanlıkla ilgili hiç bir yasal düzenleme olmadan kesilen özel usulsüzlük cezalarının iptali için kanun yollarını açmaktır.

Burada da dayanağım, yukarıdaki Danıştay Kararlarında ve 63 seri nolu VUKGT inde de belirtildiği üzere, "kanun koyucunun sonradan pişmanlıkla verilen beyannamelerin süresi içinde verilmiş kabul edileceği yolundaki amacına ters düşeceği gerekçesiyle "  anlayışını VUK.mük. 355'e eklenen son fıkrayı dayanak gösteren idareyi durrdurmaya çalışmaktır.
Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımızla.
Aylin ASLAN
Gümüş Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 306


Üyelik Bilgileri E-Posta Özel Mesaj Offline
Ynt: VUK.Mükerrer Madde.355/2 ve İptali İçin Meslek Odalarının Girişimi?
« Yanıtla #42 : Haziran 26, 2008, 13:01:54 »
Bu mesajı alıntı ile cevapla

İSMMMO'nun çalışması DAVA DİLEKÇESİnde;


OLAY,İDDALAR VE HUKUKİ DELİLLER : Bölümü 2.maddede yapılan vurgulamayı çok yetersiz buluyorum. Oysa olayın özü-can damarı

burada saklı...Yeterince anlaşılamıyor.... Geliştirilmeli...


Moderatöre Bildir   Logged

Saygılarımla,

SMMM Aylin ASLAN

Yukarı Dön Göster onursal.tastan's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: onursal.tastan
 
m.yilmaz.bozca
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 21.Ocak.2007
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 12
Gönderen: 17.Temmuz.2008 Saat 14:27 | Kayıtlı IP Alıntı m.yilmaz.bozca

 

DEĞERLİ MESLEKTAŞLARIM;

KENDİ İÇİMİZDE BUNU TARTIŞIYORUZ AMA BU KONUDAN NE MECLİSİN NEDE MÜKELLEFİN HABERİ YOK VE MÜKELLEFİN ODALARININ DA HİÇ BİRİNİ HABERİ OLDUĞUNU SANMIYORUM.

SORUNUMUZ SESİMİZİ DUYURAMAMA SORUNU BİR ARAYA GELEMEME SORUNU

ÖRGÜTLERİN LİDERLERİNİ BİR ARAYA TOPLAYIP BU KONULARI PAYLAŞARAK İMZA KAMPANYALARI HATTA MESLEKİ KONULARLA İLGİLİ NEDEN BİR MİTİNG DÜZENLEYEMİYORUZ

NEDEN BEYANANALERİ VERMEME GİBİ BİR EYLEMMİZ OLAMIYOR.

 MESLEK MENSUBU ARKADAŞLARIMIZIN TÜMÜ ANGARYALARDAN ŞİKAYETCİ, TAHSİLATTAN ŞİKAYETCİ, ANCAK BİR ARAYA GELMEK İÇİN HİÇ BİR ÇABA SARFEDİLMİYOR.

BU ÜLKENİN MALİYECİSİ DEĞİLİZ. EMEK VERİP KARŞILIĞINI ALAMIYORSAK ÜSTÜNE ÜSTTLÜK BU ANGARYALARDA BOĞULUP UNUTULAN BEYANNAMELERİMİZ OLUYORSA VE TÜRKİYEDE HENÜZ OTURMAMIŞ BİR İNTERNET SİSTEMİ VARSA (ÇOK ZAMAN LUCA,SSK,E BEYAN AÇILMAYABİLİYOR.)BU NEDENLERLE CEZALAR BİZE KESİLİYOR HESABI BİZE SORULUYORSA KALPTENTEN KANSERDEN ÖLÜYORSAK   

  BİR ŞEY YAPMALI

  BU MESLEK ÖRGÜTLERİ BİR ARAYA GELMELİ

 

(KORKARIM YARIN BİZİDE ERGONAKON A DAHİL EDERLER )

 ANTEP FORUMU YERİNE BURADA TARTIŞMALARA KATILMAYI SAĞLAMAK İÇİNDE BİR ŞEYLER YAPMALI.

ANTEP FORUMUNDAN KOPYALANIP YAPIŞTIRILAN YAZILARDA  ZATEN E BEYAN LA İLGİLİ CEZA TARTIŞILMIŞ VE YALÇIN ÖNDER ARKADAŞIMIZA AYNEN KATILIYORUM.

NUSRET HOCAMDAN DA RİCAM UNUTTUĞUMUZ YADA HER HANGİ BİR NEDENLE GİDEMEYEN BEYANIN HAKSIZ OLARAK İKİNCİ DEFA VE UÇUK RAKAMLARDA ALINMASINI ÖNLEMENİN YOLUNU ARADIĞIMIZI HATIRLAMASIDIR.

 

SAYGILARIMLA.

 

 

 

Yukarı Dön Göster m.yilmaz.bozca's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: m.yilmaz.bozca
 
tamer.ezel
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 02.Ocak.2008
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 1
Gönderen: 12.Eylül.2008 Saat 11:29 | Kayıtlı IP Alıntı tamer.ezel

Arkadaşlar Hepinize Kolaylıklar dilerim.

VUK 355.md.ne göre salınan mezkur 1490 YTL tutarındaki cezanın sadece geç verilen beyannamelere değil her türlü bilgi ve belgenin geç verilmesi veya verilmemmesine ya da eksik verilmesine de uygulandığı hepimizin malumu. Örneğin, vergi levhalarını imzaladığımız vergi mükelleflerinin listesini 25.haziran değil de 26 haziranda gönderdiğimizde 1490 YTL lik nurtopu gibi bir cezamız oluyor. Bütün arkadaşlarımın söylediği üzere tek kelime ile HAKSIZ bir uygulama. Arkadaşlar bir çok teknik öneri ile bu durumun düzeltilmesi gereğini anlatmışlar. Benim önerim ise şöyle;

Aslında benzer bir uygulama SSK da da var. Mesela herhangi bir bildirgeyi geç verme malumunuz asgari ücretin katları ile cezalandırılıyor. Halbuki birçok uygulamada da Kurumun tesbitinden önce mükellef bu bildirimi yapıyor. Kurum da sanki kendi yakalamış gibi cezayı kesiyor.

Burada şu yol izlenebilir. Kurum (SGK,Maliye vs) eğer kendi bu eksikliği tesbit ederse bu cezaları kessin.

Yok eğer mükellef (veya meslek mensubu) bildirdiyse (Kurumun tesbitinden önce) o zaman ya çok cüzi bir ceza olsun ya da hiç olmasın. Tabii ki bu durumda sanki sürenin bir önemi kalmamış gibi olabilir fakat buna da mesela bir takvim yılında şu kadar defa olabilir diye bir sınır getirilebilir. Sınır aşıldığında ceza çoğalır.

Yukarı Dön Göster tamer.ezel's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: tamer.ezel
 
yalcin.onder
Üye
Üye


Kayıt Tarihi: 27.Mart.2007
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 40
Gönderen: 16.Ocak.2009 Saat 22:19 | Kayıtlı IP Alıntı yalcin.onder

Uzlaşmanın aksaklıkları

15.01.2009 | Bumin Doğrusöz | Yorum

Haklarında re'sen, ikmalen veya idarece cezalı vergi tarhiyatı yapılanlara, yargı yolu dışında tanınan bir diğer başvuru yolu da Vergi Usul Kanunu'nun 376. maddesinden sonra gelen ek maddeleri ile düzenlenmiş bulunan "uzlaşma" yoludur. Bu yol kimi yazarlara göre ihtilafların "barışçıl" çözüm yolu, kimilerine göre "idari" çözüm yoludur.

Kanun koyucu tarafından, ihtilafın iki tarafı arasında uzlaşma sağlanarak hem ihtilafın kısa yoldan çözümü hem de Hazine'nin alacağını bir an önce kesinleştirerek tahsilini sağlamak amacı ihdas edilen bu müessese ile aynı zamanda mükellefin özel durumunun ve ödeme gücünün de idarece nazara alınması sağlanmaya çalışılmıştır.

Uzlaşma müessesesinin bu amaçlara hizmet edip etmediğine ilişkin doktriner tartışmaların yanı sıra bu müessese, tarhiyat üzerinde idareye geniş takdir hakkı tanıması ve verginin yasallığı ilkesine aykırılığı bakımından da yoğun eleştiriler almaktadır. Gerek kanundaki düzenleniş şekli, gerekse uygulamada karşımıza çıkan eşitsiz sonuçlar, müesseseyi anayasaya aykırı kılan başlıca sebeplerdir.

Biz bu yazımızda, uzlaşma müessesesinin, anayasal değerlendirmesinden çok, yasal düzenlemelerin uygulamada yol açtığı sorunlara değinmek istiyoruz.

Uzlaşma görüşmelerinde uzlaşmanın temin edilememesi veya uzlaşmanın vaki olmaması halinde mükelleflerin yargı yine açıktır.

Uzlaşmaya müracaat ile duran dava açma süresi, uzlaşamama halinde, uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren işlemeye devam eder. Süre, uzlaşmaya konu vergi ve cezaya ilişkin ihbarnamenin tebliğ tarihinden uzlaşmaya müracaat için geçen sürenin 30 günlük dava açma süresinden düşülmesinden sonra kalan süre kadardır. Ancak bu kalan sürenin 15 günden az olması halinde, dava açma süresi 15 gün olarak dikkate alınır.

Uzlaşma müessesesine başvuru olanağı kanunda, sadece re'sen, ikmalen veya idarece tarh edilen vergilerle bunlara ilişkin vergi ziyaı cezaları için tanınmıştır. Özel usulsüzlük cezaları, usulsüzlük cezaları için uzlaşma talep edilemez.

Öte yandan mükellef veya vergi sorumlusunun fiilinin aynı zamanda hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektirmesi dolayısıyla vergi ziyaı cezasının üç kat kesildiği hallerde vergi ve ceza için uzlaşma yoluna müracaat edilemez.

Uzlaşma yolunun kapalı olduğu bu gibi haller, herhangi bir bilimsel gerekçeye dayanmadığı gibi, Vergi Usul Kanunu'nun kendi içerisinde de çelişkilere yol açmaktadır.

Örneğin usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezası tarhiyat öncesi uzlaşmaya konu edilebilirken tarhiyat sonrası uzlaşma konusu yapılmaktadır. Bu cezaların ya her iki uzlaşma yolunun dışında olması ya da her iki yolun da kapsamına alınması, tutarlılık gereğidir. Bu konudaki tutarsızlık, aşağıda değineceğim gibi hak kayıplarına da yol açabilmektedir.

Ayrıca vergi ziyaına yol açan fiilin hürriyeti bağlayıcı ceza ile yaptırıma bağlanmış fiillerden olması dolayısıyla üç kat cezaya bağlı olarak tarh edilen vergiler, uzlaşmaya konu edilememektedir. Fiilin hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren fillerden olup olmadığına karar verme yetkisi ceza mahkemesine aitken, bu yetkiyi idare kullanmakta ve uzlaşma yolunu kapatmaktadır. Bu da uygulamanın bir başka hukuka ayrılık yönünü oluşturmaktadır.

Üç kat vergi ziyaı cezasına bağlı tarhiyatlarda, uzlaşma müessesesinin amaçları nazara alındığında, uzlaşma yolunun kapatılması anlamlı gelmemektedir. Burada yasa koyucunun, hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren filleri işleyenlerle idarenin masaya oturarak uzlaşmasını istemediği şeklinde bir gerekçe de ileri sürülemez.

Çünkü en önceleri kaçakçılık cezası kesilenlere uzlaşma yolu açıktı. Ancak bu düzenlemeler sırasında Yargıtay içtihadı, uzlaşma sağlanması halinde hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmedilemeyeceği yolunda gelişince, vergi suçlarını işleyenlerin hürriyeti bağlayıcı cezadan kurtuluşunun önünü kesmek amacıyla bu gibi fiiller dolayısıyla yapılan tarhiyatlara karşı uzlaşma yolu kapatıldı.

Oysa yapılması gereken ve bugün getirilmesi gereken düzenleme, üç kat cezaya bağlı vergi tarhiyatlarına da uzlaşma yolunu açmak, ancak bu konuda sağlanacak uzlaşmanın ceza mahkemelerinde yapılacak yargılamaya ve verilecek cezaya etkisinin olmadığını kanunda hükme bağlamaktır. Bu yolla hem mükellef ile ihtilaf ortadan kalkar, ceza tutarı birçok halde ödenebilir hale gelir hem de Hazine alacağına daha çabuk kavuşmuş olur.

Öte yandan kendileri hakkında özel usulsüzlük cezası kesilen veya haklarında üç kat vergi ziyaı cezasına bağlı vergi tarhiyatı yapılan pek çok kişi, mevzuatın ayrıntılarına vâkıf olmadığından uzlaşma yoluna müracaat etmektedir. Uzlaşma komisyonlarınca bu müracaatların reddi yolunda verilen kararlar mükellefe tebliğ edildiğinde ise mükelleflerin dava yoluna gitme olanakları artık kalmamaktadır. Çünkü idari yargıda içtihat, yerinde olarak, uzlaşma yolunun kapalı olduğu hallerde uzlaşma yoluna başvurunun dava açma süresini durdurmayacağı yönünde oluşmuştur.

Uzlaşma müessesesinin düzeltilmesi gereken pek çok aksaklıkları vardır. Ancak hem mükellef nezdinde yanılgı ile hak kaybına yol açan hem de idare ile mükellef arasındaki ihtilafı sonlandırarak Hazine'ye bir an önce gelir teminini önleyen düzenlemelerin öncelikle gözden geçirilmesi ve üç kat vergi ziyaı cezalı tarhiyatlarla özel usulsüzlük cezası tarhiyatına karşı uzlaşma yolunun açılması gerekir.

Hatta bu konuda belki, yargı yolunun devam etmesi dolayısıyla henüz kesinleşmemiş bu tür cezalar için de geçmişe etkili bir düzenleme yapılabilir. Bunu niye mi şimdi söylüyorum. Duyduğuma göre maliye cephesinde bazı aksaklıklar için bir "Torba Kanun Tasarısı" hazırlanıyormuş. Belki orada bu sorun da çözülebilir. Neden olmasın?

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=114767&am p;am p;YZR_KOD=156



Düzenleyen yalcin.onder - 16.Ocak.2009 Saat 22:20
Yukarı Dön Göster yalcin.onder's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: yalcin.onder
 
halilorhan.acar
Üye
Üye


Kayıt Tarihi: 04.Temmuz.2006
Ülke: Turkey
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 53
Gönderen: 28.Ocak.2009 Saat 19:40 | Kayıtlı IP Alıntı halilorhan.acar

 

Böyle Maliye para toplama yasaları

ya bizde olur yada Gerilanyo Cumhuriyetlerinde,

Beyannameyi geç verdin vurun kellesini:)

Tanrı korusun

Yukarı Dön Göster halilorhan.acar's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: halilorhan.acar
 
yalcin.onder
Üye
Üye


Kayıt Tarihi: 27.Mart.2007
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 40
Gönderen: 24.Nisan.2009 Saat 19:43 | Kayıtlı IP Alıntı yalcin.onder


Az önce aldığım haberlere (bir saat için ülkenin değişik illerinden 7 meslektaş aradı. "Hani cezalar esnekleştirilecekti. Hani TÜRMOB ile GİB düzenlemeleri beraber yapacaklardı. Hani Mersindeki 4. Muhasebe Forumunda yeni GİB başkanının vaadlerini dakikalarca alkışlamıştık. Hani ...vb. pek çok aldatılmışlık ifadeleri duydum.) göre;


 
GELİR VERGİSİ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI

MADDE 6- 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun:

a) 72 nci maddesinin ikinci fıkrasına “belediyenin yetkili bir memuru ile” ibaresinden sonra gelmek üzere “defterdarın, vergi dairesi başkanlığı bulunan yerlerde ise vergi dairesi başkanının görevlendireceği iki memur,” ibaresi eklenmiş, dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


“Takdir komisyonlarının kurulacağı yerler ile bu madde uyarınca kurulan komisyonların işleyişi ve takdire ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.” b) Mükerrer 355 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “100.000.000 lira”, “50.000.000 lira” ve “25.000.000 lira” ibareleri “1.000 Türk Lirası”, “500 Türk Lirası” ve “250 Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiş, beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddenin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“
Ancak, bu ödevlerin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığınca yapılan düzenleyici idari işlemlerle duyurulması halinde, ilgililere ayrıca yazılı olarak bildirilme şartı aranmaz.”

“Elektronik ortamda verilme zorunluluğu getirilen bildirim veya formlara ilişkin olarak süresinden sonra düzeltme amacıyla verilen bildirim ve formların, belirlenen sürelerin sonundan itibaren 15 gün içinde verilmesi halinde kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezası 1/4 oranında, takip eden 15 gün içinde verilmesi halinde ise 1/2 oranında uygulanır.”

“Elektronik ortamda beyanname ile bildirim ve form verme mecburiyetine uymayanlara bu maddeye göre ceza kesilmesi halinde, 352 nci maddenin birinci derece usulsüzlüklerle ilgili (1) numaralı bendi ile ikinci derece usulsüzlüklerle ilgili (7) numaralı bendi uyarınca ayrıca ceza kesilmez.”

http://www.alomaliye.com/2009/gelir_vergisi_kanun_tasari.htm


Eğer Mersin'de kürsüden söylediği iddia edilen ifadeler doğruysa, buna bizim köyde hem perhiz hem de lahana turşusu derler.


 

Yukarı Dön Göster yalcin.onder's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: yalcin.onder
 
yalcin.onder
Üye
Üye


Kayıt Tarihi: 27.Mart.2007
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 40
Gönderen: 10.Aralık.2009 Saat 18:52 | Kayıtlı IP Alıntı yalcin.onder

Bursa Bölge İdare Mahkemesi;

...............

 

213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257. maddesinin son fıkrası hükmünün esas alındığı, oysa söz konusu hükmü, elektronik ortamda gönderilen beyanname için, düzenlenen tahakkuk fişi ve/veya ihbarnamenin muhatabına tebliğ edilmiş sayılmasına ilişkin özel bir hüküm olduğu, elektronik ortamda beyannamenin geç verilmesi nedeniyle kesilecek olan özel usulsüzlük cezalarına ilişkin ihbarnamelerin yazılı olarak muhataplarına tebliğin yukarıda belirtilen 93. madde uyarınca zorunlu olması karşısında, dava konusu ödeme emrinin dayanağını oluşturan ve davacı adına özel usulsüzlük cezası kesilmesine ilişkin olarak düzenlenen ihbarname ve tahakkuk fişinin tebliğ edilmediği anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrinin usulüne göre kesinleşmiş bir amme alacağına dayanmadığı, bu nedenle de hukuka uygun bulunmadığı.....

 

Yukarı Dön Göster yalcin.onder's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: yalcin.onder
 

Eğer Bu Konuya Cevap Yazmak İstiyorsanız İlk Önce Giriş
Eğer Kayıtlı Bir Kullanıcı Değilseniz İlk Önce Kayıt Olmalısınız

  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Powered by Web Wiz Forums version 7.97
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,5313 Saniyede Yüklendi.